11 Eylül 2008 Perşembe

Arkadaşlarla...

Şu hayatta çöpçatanlık yapmak da varmış...
Benim bir arkadaşımla Açun'un bir arkadaşını bugün hayırlı bir iş nedeniyle buluşturuyoruz.
Görüşme akşam saatlerinde Ankara Çukurambar'da bir pastanede...
Açun'un arkadaşı, bizim (Yani benim ilimin) milletvekilinin kızı. Açun'un can ciger arkadaşı... Birlikte aynı okulda, aynı sınıfta okuyorlardı. Sonra S. mezun olduktan sonra Amerika'ya gitti, yüksek lisansını falan bitirip geçtiğimiz aylarda döndü.
Ahmet de benim arkadaşım. Aynı sınıfta okuduk, en sevdiğim arkadaşlarımdan biridir. Özellikle bir dönem hep yanımda oldu. O nedenle de hiç çekinmeden diyebilirim ki, en samimi arkadaşımdır.
O da İngiltere'ye gitti, yüksek lisans yaptı geldi. Şimdi Ankara'da, bir bakanın özel kalem müdürü olarak çalışıyor.
Ben Ahmet'i iyi tanıyorum, Açun da S'yi...
Tabii Açun, Ahmet'i de iyi tanıdığı için birgün, 'Ya bu Ahmet'le S. ne kadar da birbirine yakışıyor' diye bir laf attı ortaya... Ben de uzun süre düşündükten sonra, 'Neden olmasın ki?' deyip, Açun'a, 'Biz bunları görüştürelim mi? Baktın hayırlı bir işe vesile oluruz' dedim.
Beni bunu sürükleyen şuydu: Benle Ahmet'in bir hayali vardı okul yıllarında... Evlenecektik, eşlerimiz iyi tanışıyor olacaktı ve çocuklarımız da birlikte büyüyecekti. Birbirimize gelip giderken biz bir taraftan tavla oynayıp laflarken, hanımlar mutfakta (Bu mutfak işi öylesine yani, isterlerse başka bir odada ya da bizim yanıbaşımızda da olabilirler), çocuklar da odalarında şen şakrak vakit geçiriyor olacaklardı.
Açun, 'Bunlar birbirine yakışıyor' dediğinde işte bunlar aklıma geldi.
Ve 6 ay konuyu bütün boyutlarıyla düşündükten sonra Açun'a dedim ki, 'Sen bi bunu S.'ye aç. Eğer görüşmek istiyorsa ben Ahmet'e söylerim. Görüşmek istemiyorsa da konu kapanır gider' dedim.
Açun ogün S.'ye söyleyecekti. Ben de çıkıp işe geldim. Vallahi onları düşünürken, 'Acaba ne kadar yakışıyorlar?' diye, metroda durak kaçırdım. İnmem gereken durak gelip geçtiği halde ben hala onları düşünüyordum. Sonra farkettiğimde de geri döndüm ve Açun'a dedim ki, "Kesin bu işi açman lazım. Onlar yüzünden işe geç kaldım"
Bu iş öyle başladı işte...
Bu akşam görüşecekler, bir kahve içecekler. Hayırlısıyla olursa da bu iş 0bizim için Ankara'da bir seçenek daha oluşacak...:)
Gerçi seçenekler oluşuyor da bir türlü gidemedik.
Eski ev arkadaşım evlendi, Ankara'ya yerleşti. Hergün arıyor, 'Yengeyi al gel, bir kaç gün misafir edelim' diye... Gidemedik.
Üst düzey bürokrat olan üç ayrı kuzenim var Ankara'da, onlar da hep çağırıyor onlara da gidemedik.
Sonra bir dönem aynı işyerinde çalıştığım çok samimi başka bir arkadaşım. Sonra memur olduktan sonra Ankara'ya yerleşen, dersane yıllarından çok samimi başka bir arkadaşım daha...
Hepsi de ayrı ayrı yerlerde oturuyorlar. Balgat, Gaziosmanpaşa, Mamak, Ümitköy ve Çankaya'da oturuyorlar.
Gidemedik.
Ne bileyim, sevemedim bir türlü Ankara'yı...
Ahmetlerin işi olursa bu kez ben gitmesem bile Açun gider.
Bakalım hayırlısıyla artık...

0 yorum: