Ramazan güzel geçiyor. Açun dün resmen döktürmüştü.
Keyifli bir iftar yaptık...
Sonra arkadaşı geldi. İnanılmaz etkili bir öyküsü var. Burada İTÜ'de mühendislikte okurken başörtüsü sorunu nedeniyle 3. sınıfta ayrılıp Hollanda'ya gitmişti.
Sonra orada kaldığı cemaat evinde karşılaştığı birtakım şeyler nedeniyle içinde bulunduğu çevresinden soğudu ve sonra her şeyi sorgulamaya başladı.
Sonra da, başörtüsünü çıkardı. Ve orada da iki ayrı fakülteyi yarıda bırakıp Türkiye'ye geldi.
Kızın babası SP'li, annesi de aktif bir AKP'li... Düşünün yani!
Buraya geldiği dönem Açun'la ilk karşılaşmalarını hatırlıyorum. Açun resmen küçük dilini yutacak gibiydi. Eve gittik birlikte, o anlattıkça Açun gözyaşı dökmüş. Birkaç gün etkisindeydi.
Öyküsünü dinledikten sonra başörtüsünü çıkarmış olduğu için hiç kızamadı bile... Sadece üzüldü.
O arkadaş başörtüsünü açmakla da kalmadı, bütün hayatını değiştirdi. Örneğin bu yazın Alaçatı'da Babylon'da çalışıyordu.
Sezon bitince de İstanbul'a geldi.
Dün onu misafir ettik. Birkaç gün bizde kalacak galiba...
O gelmeden Açun fotoğraflarını gösterdi, eski tabii ki... Giydiği pardüse ve taktıgı başörtüsü içerisinde kaybolmuştu.
Yaşadığı değişimi görünce o kadar üzüldüm ki...
Bu başörtüsü yasağı, bu anlamsız, bu gerici yasak kaç hayatı böyle söndürdü. Yasak olmasa bu kızcağız bir yıl sonra okulunu bitirecek, herhangi bir belediyede mühendis olarak çalışmaya başlayacaktı.
Ama bırakmadılar. O kızı, bütün hayatını mahfettiler.
Sadece o mu?
Kimbilir ne öyküler var daha?
8 Eylül 2008 Pazartesi
İbretlik bir öykü
Gönderen eski zaman zaman: 01:15
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder