Dün bir arkaşımızın homeofisinde bir genç yönetmenin belgesel/filmini izledim. Filmi kritik edelim derken hayli geçe kaldım.
Eve gittiğimde saat 01.00'di. Bir ara Açun beni eve almaz diye düşünüyordum ki, anahtarı çevirince bir baktım Açun kapıyı açtı. Tabii ki gönlünü kazanmak 45 dakikamı aldı.
Kızdı, küstü, kapris yaptı ama... sonra barıştık neyse ki!
Bu sinema sektörü ilginç bir sektördür. Yeşilçam'da tanımadığım kişi çok azdır. Bir ara bir çalışma nedeniyle o camiayla haylı mesaimiz oldu. Birçok yönetmenle tanıştım, bir çok starla, birçok eski starla arkadaşlığımız oldu.
Eskinin o kötü adamlarının tümü bir dönem ben Yeşilçam'a giderken çevremde pervane olurlardı, acaba bizi de yazar mı diye?
Malum ben onlarla ilgili bir yazı dizisi yapmıştım. Çoğunun işleri açıldı o nedenle... Hala zaman zaman karşılaştığımızda minettarlıklarını ifade ediyorlar.
O figüranlarla ilk buluşmalarımızda biraz önyargım vardı. Hepsini filmlerdeki o kötü rolleriyle tanıyordum.
Sonra onları tanıdıkça bi baktım ki aslında bu insanlar dünya tatlısı insanlardır.
Bazıları birikim yapmış şimdi onunla geçiniyor, o dönem kazandığını har vurup harman savuranlar da yokluk içinde...
Her birinin "anlatsam roman olur" tadında bir hayatı vardır.
Yeşilçam'da sadece onları mı biliyorum? Değil elbette... Birçok senarist, birçok yönetmenle de tanıştım.
Fakat şunu gördüm ki, arkadan çok ciddi genç bir kadro geliyor. Dün birlikte vakit geçirdiğim genç yönetmenler de bu kuşaktan insanlar. Hepsinin de kısa süre içerisinde çok güzel şeyler yapacağına olan inancım tamdır.
Yeter ki kaliteden ödün vermesinler!
14 Ekim 2008 Salı
Bu işler böyle
Gönderen eski zaman zaman: 02:09
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder