8 Ekim 2008 Çarşamba

Şimdi!

Aslında başka bir şey yazacaktım ama vazgeçtim. En iyisi şimdi ne yaptığımı yazmak, belki daha sonra başka şeyler gelir.
Şimdi çayla birlikte Eti Negro yiyorum. En sevdiğim bisküvi budur. Yemekten büyük zevk duyarım.
Bu bisküvü ile ilgili ilginç bir anım var.
Çocukluğumda Negro'nun bir reklamı vardı. Reklamda siyah şapkalı, kırmızı ojeli, kırmızı rujlu, bemmmmmmmmbeyaz dişli bir kadın negroyu ısırıyordu.
O dönemin koşullarına göre müstehcen bir reklamdı, bana göre... Yani o dönemki bana göre...
Çünkü ben bu bisküviyi çok istememe rağmen bir türlü gidip de dükkandan, "Amca bu bisküviden verir misin?" diyemiyordum. Sanki gitsem, sanki istesem o bakkal amca benim hakkımda, "Vaayyyyy velede bak, yoksa o hatun için mi alıyon lennnn" diye düşünür diye düşünürdüm.
Utandığım için gidip alamazdım işte o çok sevdiğim bisküviyi...
En büyük saplantılarımdan biri köyümdeki bakkal amcadan Negro almaktı ama, alamadım hicbir zaman.
Hani başka bir ailenin çocuğu olsam pek takmazdım, gider alırdım ama... O babanın oğlu olunca, o bakkal amca kesin öyle düşünürdü, diye düşünürdüm.
Ve bu nedenledir belki de, kasabaya gittiğimizde ben bir ara ortadan kaybolur, gider beni tanımayan bir bakkaldan negro alır yerdim. Eğer hızlı dönmem gerekiyorsa da, kutusunu boşaltır, bisküvileri cebime doldurur, ambalajını yok eder öyle gelirdim. Ve tek tek, inanılmaz bir haz duyarak o bisküvileri yerdim.
Allah'ım ne kadar güzeldi ya... Yani o bisküvi!
Hani çocuklar bazen yabancı bir memlekette olmayı arzular ya... Ben Negro için başka bir yerde, kimsenin beni tanımadığı içi Negro dolu dükkanların olduğu uzak bir kasabada bir yabancı olmayı arzuluyordum.
Çocukça bir şey işte...
Şimdi negro yiyince aklıma geldi işte...
Negro bitti. Zaten Negro'nun hiç sevmediğim tek yanı da, onun da mutlaka bitiyor olmasıdır.
Alıyorsun, muhakkak bitiyor!
Maalesef yani!

0 yorum: