Bayram tatili planladığımız gibi süpper geçti. Bol bol dinlendim... Fakat dün gece deniz otobüsüyle yaptığımız yolculuk sona erdiğinde beni kötü günlerin beklediğinden artık emindim. Zira tatilin son günü içtiğim soguk su başıma bela oldu.
Dün boğazım hafif gıcık yapmaya başlamıştı. Bu sabah itibariyle anjine dönüştü. Doktora gittim, ilaç yazdı. 4 saatte bir alıyorum ama hala etkisini göremedim.
Doktor yazdığı ilaçların hafif uyku yapacağını söyledi ardından da, "Biraz kafa yapar ama telaşlanma" dedi.
Kafayı buldum yani...
Şu boğaz ağrısı olmasa bu uyuşukluk hali o kadar güzel ki... Hafif leyla hallerinde dolanıyorum şimdi. Her yer gözüme yatak gibi görünüyor şimdi... Demin lavaboya gittim, Mozart çalıyordu.
Hemen çıktım. Yüzümü ıstalıp çıktım üstelik... Çünkü biraz daha dinlesem o zaman gözlerimi açamazdık artık.
Bu hallere alışkın biriyim aslında... Boyun ağrılarım için aldığım antidepresanlar da aynı etkiyi yapıyordu bende... Alıyordum bir ilaç, sinirlerim boşalıyordu ve ben bir kediye dönüşüyordum.
Şimdi de öyleyim ama...
Sahi bütün bunlardan kime ne?
Niye yazıyorum ki... Ne annem okuyor ne de bacım!
Bir Açun var, o da tüm hallerimi biliyor zira...
Ama yazıyorum yine de!
Ne bileyim, bir seda bırakmak isteği belki de... Kendim için!
Uzun uzunnn yıllar önce böyle anjin olurken en çok da içtiğim sigaralardan nefret ederdim. Sigara içme keyfimi bozduğu için bu türden soğuk algınlığı hastalıklarını hiç sevmezdim.
Şimdi öyle bir problemim yok Allah'a şükür!
Demin aklıma geldi işte ve halime şükrettim.
Sigara ne iğrenc bir şeymiş ya... Ve ben ne iğrenc bir şey içmişim uzun süre...
Tam 11 yıl içtim o zıkkımı!
Neyse...
Aslında şunu anlatmak istemiştim, bu halim beni lise yıllarına götürdü. Kış ayı gelirken hasta olmayı dört gözle beklerdik. Sıcaklık gelip eksi 40'ları aştığında bile o hastalık bir türlü gelmezdi. Dışarıda akşama kadar, yarı belimize kadar ıslanırcasına top oynardık yine de hasta olmazdık.
Ve ne kadar gıcık olurduk bu halimize...
Şöyle biraz ateşimiz çıksa da gidip rapor alsak ve gelip uyusak derdik ama olmazdı. İnat bu ya hiç hasta olmazdım.
Sadece ben değil ki, buna tevessül eden hiçbir arkaşım olmazdı.
Çünkü rapor almak için öncelikle Müdür Yardımcısı Nuri Bey'i ikna etmek gerekiyordu. O ikna olmasa sen asla sevk alamazdın.
Türlü çeşitli yalanlar uydururduk.
Aramızdan bazıları tebeşir tozu yutardı. Çünkü onu yuttuğunda ateşin çıkıyor gibi bir efsane vardı. Hiç denemedim. Ama deneyen o kadar çoktu ki...
Nuri Bey'in yanına gittiğinizde o soguk ve gerçekten de karizmatik yüz ifadesiyle, ne var yavrum söyle bakalım derdi.
O an ödümüz patlardı.
Ben heyecanlanınca rengim sarardığında Nuri Bey'i hasta olduğuma inandırmam pek zor olmuyordu.
Fakat benim bunu çakmam da hayli uzun zamanımı almıştı.
Herkes gidiyor Nuri Bey geri çeviriyordu, ben gittiğim sevk alıyordum. Birgün bana neyin var diye sorduğunda, ben hazırlıksız gittiğim için belki de dilim tutulmuştu da, kendisi, "Sevk istiyorsun değil mi? Zaten rengin atmış baksana, sarı hummaya tutulmuş gibisin. Doktora git ama ilaçlarını takip et. İlaç alıyorsunuz sonra içmiyorsunuz" demişti.
Oysa ben korkudan ve heyecandan sapsarı kesilmiştim.
Nuri Bey'in bana neden sevk verdiğini artık anlamıştım. Sevk aldıktan sonra doktora gidiyorduk, bu kez doktora binbir yalan söylüyorduk.
Birgün hiç unutmam, gittim.
Bir muhabbet açtım. Amacım doktoru tava getirip raporu kapmaktı.
Doktor konuşmanın ilerleyen bölümlerinde, "Bazı arkadaşlarınız sadece rapor almak için gelip burada tek ayak üzerinde 50 yalan söylüyor. Bir de girdikleri halleri görsen, onlar adına ben utanıyorum" demesin mi, benim rapor suya düştü.
Uydurdum bir şey, beni muayene etti fakat hiçbir emare yok...
Bir iki ilaç yazdı, gittim.
Yolda sevkime bi baktım, bana 4 gün rapor yazmış. O kadar utandım ki...
Ama yine de raporu götürüp Nuri Bey'e verdim ve köye gittim. Anneme 4 gün rapor aldığımı söyleyince ödü koptu. Sandı ki çok kötü bir hastalığa yakalanmışım. Onu hasta olmadığıma ikna edince de bana bi güzel kızdı. Hiç utanmıyor musun, dediğinde nasıl utandığımı anlatamam.
Bugün bu kadar hastayım ya... Lisede olsam bu halimle en az 1 hafta rapor koparırdım şimdi.
Bu aklımdan geçti işte...
Allah'ım sen bana ve tüm hastalara şifa ver!
15 Aralık 2008 Pazartesi
Bayram ertesi
Gönderen eski zaman zaman: 08:07
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder