24 Aralık 2008 Çarşamba

Karar

Kararımı verdim nihayet. Gitmiyorum.
Nedeni de yeni bir sürgün hayatını yaşamak istemiyorum artık!
Henüz üniversiteye hazırlanırken aslında aklımda yaptığım bu meslek yoktu. Tam tercihleri yapacağımız gün bir arkadaşım bak bu bölüm de var demişti.
Ben de günün birinde Y.Ş.'de çalışmak gibi bir alternatif olduğu için yazdım. O kadar çok tercihin içinde o bölüm geldi ve gerçekten de hayal ettiğim gibi üniversite 2'de orada işe başladım.
Kendi çapımda çok başarılı işlere imza attım. Yaptığım bazı işler hala konuşulur. Bazı işlerim efsane bile oldu.
O kadar mutluydum ki orada...
Sonra birgün bir rüzgar esti.
Bazı oruspu çocukları, bazı şerefsiz adiler bana karşı amansız faşist bir kampanya yürüttü. Sonunda kendime en yakın bulduğum yeri terkettim.
Tabii ki o dönemde art arda talihsizlikler yaşadım ve bu bende çok ağır psikolojik etkiler yarattı.
Nasıl olur ki?
Düşünün siz sadece o ve ona benzer yerlerde çalışabilmek üzere bir bölüm seçiyorsunuz.
Üstelik de hayli iyi bir puanla...
Ve bazı faşistler sizin kaderinizle oynuyor, bir daha dönmemek üzere oradan ayrılıyorsunuz.
İşsiz olduğum o dönemde, o gruba yakın bir televizyon kanalına refere edildim. A.F. Y. adında bir müdürle görüştüm, çok sevindi. Beni hemen işe almak istedi.
Fakat...
Bir kez kırılmıştım ya, bir karar aldım ve bir daha asla faşistlerle birarada çalışmayacağıma ahd ederek o defterleri bütünüyle kapattım.
İyi de ne yapacaktım ki?
Bir tarafta kendi bölgesinde hayli etkin olan alim bir baba, müderris bir aile; bir tarafta ben, bir tarafta da kendi yandaşlarımın bana yaptığı haksızlık ve aldığım karar...
Karar vermem çok zor oldu.
Uzun bir süre düşündükten sonra hayatımda yep yeni bir sayfa açtım ve daha önce çalıştığım yerle, bütünüyle zıt bir adreste işe başladım.
Fakat kulağım hep babamda... Acaba bir tepki gösterir mi?
Birgün eve telefon açtım, bana sadece hayırlı olsun dedi.
Ve dedi ki, "Biliyorum ki sen hata yapmazsın!"
O an ne kadar rahatladığımı anlatamam.
Ben o camiadan kopmuşsam bunun mutlaka geçerli bir nedeni vardır, diye düşünmüş olmalı ki babam, asla bunun nedenenini sormadı.
O nedenle ona olan saygım hep arttı.
Fakat bunu da biliyordum ki, bu yeni geldiğim yer asla benim için vatan olmayacaktı. Öyle de oldu zaten...
Burada kendimi sürgünde bir kral gibi hissettim.
Bir kral gibi ama...
Başı dik, mağrur ve kararlı...
Bunun hem iyi hem de kötü yanları vardır elbette...
Kötü yeri çok yıpratıcıdır.
Ama belki de bu sayede sinirleriniz çelik gibi dimdik durur.
Fakat artık yoruldum.
Tam da yorulduğumu hissettiğim bir süreçte yeni bir teklif aldım. Uzun süredir düşünüyordum. Aldığım maaşın neredeyse 2.5 katı kadar bir teklif vardı.
Düşündüm.
Yeni bir sürgünü göze alamadım işin açıkçası...
Benim artık sükunete ihtiyacım var. Yeni bir kavganın içine girecek takat kalmadı.
Yıllar yordu bizi:)
İki ay boyunca burdayım!
Hımmm bu arada hani işsiz kaldığım o dönemde bizi isteyen kanal vardı ya, biz gitmedik de ne oldu peki?
Oradan kız aldık...
Öyle işte!
Kader, kader, kader...

0 yorum: