30 Ağustos 2008 Cumartesi
Çocuk meselesi
Deminki yazıda çocuk için, "Günde iki kez yemek" falan demişim ya, e tabi dalga konusu olduk.
Bana çocuk verselermiş açlıktan ölürmüş falan...
Düşününce hak verdim valla... Çocuğa günde iki öğün yemek olur mu? Hiç düşünmeden yazmışım...
Halbuki bazı çocuklar bilirim günün 24 saati annesinin memesine yapışık bir hayat yaşıyor.
Bu çocuğu düşünsene iki kez emziriliyor. Allah korusun valla ölür ya...
Ne yapalım anacım, bi çocukluk yaptık, görmeyiverin sizdeeeee.....
Bu blog
Şu blog işi de enteresan bir şey valla... Bir çocuk gibi, hergün en az 2 kez beslemelisin sanki... Yazmadığım zaman kendimi çok rahatsız hissediyorum vicdanen. O nedenle de yazma gereği doğuyor. İyi de ne yazacağım ben?
İyisi mi dünü yazayım!
Dün eve gidip Açun'un muhteşem yemeklerini ve yaptığı o muhteşem tatlıyı yedikten sonra okuldan arkadaşlarım aradı, Cemil, Yusuf ve bir iki başka arkadaş...
Gidip onlarla oturdum gece geç saatlere kadar. Attığımız kahkahalar eminim ki Fatih'i inletmiştir.
Okulda başımızdan geçen komik haller (Üçümüz de aynı bölümde olduğumuz için kopya çekerken yaşadığımız komik haller), konuşma konusuydu.
Yusuf ve Apo'nun kamulaştırma çalışmaları... İyisi mi bunu anlatmayayım, zira suç teşkil ediyor.
İnanın dün eve gittiğimde ağzım kulaklarımdaydı. Yahu ne komik adamlarmışız ya... Cem Yılmaz falan solda sıfır kalır yanımızda...
Tabii o zaman bu kadar komik olduğumuzun farkında değiliz hiçbirimiz. Şimdi anınca işte...
İnanılmaz bir gece yaşadım.
Rabbim beni sürekli böyle mutlu eder inşallah!!!
29 Ağustos 2008 Cuma
Bu akşam
Bu akşam ne yapsam acaba?
Aslında canım, arkadaşlarımdan birini alıp onunla gidip nargile içmeyi çok arzuluyor ama...
Evde beni bekleyen çok mühim bir işim var. 1.5 cüz Kur'an-ı Kerim okuyacağım.
Bu gece uyku tutmadı. Gece yarısı Açun bilmem kaçıncı rüyasındayken ben kalkıp abdest aldım, oturdum Kur-an-ı Kerim okudum.
Okudukça içim ferahladı. O kadar güzel geldi ki...
Sonra da uykum gelmeyince sabah namazını bekledim. Müezzinler muhteşem güzellikle sabah ezanını icra ederlerken içimden sanki serçeler havalanıyor hissine kapıldım. Fatih'i bu nedenle çok seviyorum.
Evet... yine dağıldı.
Bu akşam gidip şu cüzleri okuduktan sonra çıkabilirim aslında... Acaba Açun'u da alıp gitsem mi?
Ben içerim, o da çok çok sevdiği kahvelerden birini yudumlar.
Ne yapsam acaba?
Ramazan geliyor!
... bu blog ne zaman kapanırsa kapansın illaki ramazanda açılır. Ramazana iki gün kala sayfamızı açıyoruz işte...
Allah yar ve yardımcımız olsun!
Bu arada kendimden haber vereyim biraz...
Bir ara çok kilo almıştım. Neyseki düzene soktum... Jön gibi oldum yani...
İşyerinden, Türkiye'den sıkıldım.
Çok önemli değişiklikler yapmak istiyorum. Ne bileyim, mesela başka bir yere gitmek biraz orada yaşamak istiyorum.
İstanbul güzel ama, bu kent de artık sıkıcı... Hep aynı şeyleri yaşıyoruz. Dön dolaş aynı şeyler.
Bu yazın fena geçmedi.
Malum bir sitemiz var, bazen asılıyorum özel falan patlatıyoruz. Bazen de bırakıyorum öylece, sadece kopyala yapıştır yapıyoruz.
Orası da bir hayat aynası sanki... Bazen bir şeyler yapmak istersin bazen de bırakırsın bütünüyle...
Ankara'daki ortak pek verimli olmadı. O nedenle de sözleşmeye dayanarak tek taraflı olarak ortaklığını feshedeceğim.
Şimdi İstanbullu bir ortakla görüşüyoruz. İstiyorum ki benim iş yükümü biraz sırtımdan alsın.
Sitenin şu an itibariyle bir eksiği yok. Tek eksiği var o da tanıtım ve mail/reklam lansmanları... İşin bu kısmı bana çok sıkıcı geliyor. Sadece bir kez mail trafiğini başlattım o da hit arttı, site ambale oldu.
O zamanlar altyapı güçlü değildi ama artık süperdir.
Şimdi bu görüştüğüm yeni arkadaş var ya işte onu bu eksikleri tamamlasın diye siteye ortak edeceğim.
Hem işin kopyala yapıştır bölümünü üstlenecek hem de tanıtımını...
Ben ne yapacağım peki?
Bir kez daha kendi dünyama döneceğim. Her ramazanda yaptığım gibi bu ramazanda da bir kez daha Ali Şeriati kitaplarına dalacağım.
Zaman zaman da kuşlar birşeyler fısıldarsa oturur özel bir şeyler ve de elbette canım isterse bir köşecik yazarız.
Öyle işte...
Blogu ramazan sonuna kadar yazmayı deneyeceğim. Zira eskisi kadar istekli değilim artık...
Çünkü artık cidden değiştim. Hayattan daha farklı beklentilerim var. Bakış açım, beklentilerim, kaygılarım, arzularım yani ben baştan sona değiştim anacım...
Ben artık o eski ben değilim.
Haydi bakalım bu blog herkese hayırlı ve uğurlu olsun!
