Bu ülkede, bizi birileriyle yaşamak zorunda bırakan Allah'ın mutlaka bir bildiği vardır.
Keşke benim, yaşadığım yeri ve birlikte yaşayacağım insanları seçme şansım olsaydı. Eğer olsaydı, kesinlikle içinde zerre kadar ırkçı, milliyetçi duygular besleyen bir Türk'le aynı gökyüzünün altında yaşamak istemezdim.
Kesinlikle...
Bu topraklar üzerinde ilk ırkçı saldırıya uğradığım zaman kaç yaşındaydım acaba, hatırlamıyorum bile...
Bu saldırılar hayatım boyunca da devam etti. Biz sabrettik, mutlaka bu işte de vardır bir hayır diyerek kabullendik her şeyi...
Fakat dün, batıda bir kentte okuyan lise 1 öğrencisi yeğenimin uğradığı ırkçı saldırıyı haber alınca kesinlikle uyku uyuyamadım.
Aynı okulda, aynı sıraları paylaştığı 20 arkadaşı benim yeğenim dahil 4 arkadaşını ölesiye dövmüş.
Olay büyüyünce polis bütün öğrencileri gözaltına alıp Emniyet'e götürmüş. Okulun müdürü olacak aşşağılık herif de Emniyet Müdürlüğü'ne gitmiş. Sorup sorgulamadan, "Bunlar zaten böyledir, bunlar teröristtir" demiş. Suçladığı kişiler de benim yeğenim ve arkadaşları...
Daha hangi ırka mensup olduklarının bilincinde bile olmayan bu gençleri bir müdür nasıl böyle, bu kadar rahat itham altında bırakabilir ki?
Üstelik bu primat dönmesi müdür bir ilahiyatçı... Faşist bir ilahiyatçı.
Emniyet Müdürü bu densiz müdüre, "Hemen çık, defol buradan. Bu öğrenciler doğulu diye terörist mi yani? Ben de doğuluyum. Sen böyle olursan, senin yetiştireceğin çocuklar da böyle ipe sapa gelmez çocuklar olur. Bu çocuklara saldıran o 20 soytarının hiç suçu yok yani... Defol, gözüm görmesin seni" diyor.
Sonra olay Kaymakamlığa yansıyor. Kaymakam bey gelip, yeğenim ve arkadaşlarının hallerini görünce çılgına dönüyor.
Hemen onları alıp sağlık kontrollerinden geçirttikten sonra evlerine polis nezaretinde bıraktırıyor ve okul yönetimi hakkında soruşturma açtırıyor.
Yeğenim cesur, delikanlı, soylu bir çocuk olduğu için uğradığı bu faşist saldırılardan hiç bahsetmemişti. Meğerse okula gittiği ilk günden itibaren zaman zaman ırkçı tacizlere uğramış... Ona saldıran adilerin hangi kalitede olduklarını çok iyi bilirim.
Mafyatik, denyo, dangalak, kro, maganda tipler hepsi de...
O kadar sinirliyim ki! Yani kalkıp o kente gitmek ve o okulu o müdürün başına yıkmamak için kendimi zor tutuyorum.
Biz bu ülke topraklarında yaşarken, bu aşağılık faşistlerin ataları ortaasya bozkırlarında barbarlık yapıyorlardı.
Buraya geldiler, şimdi istiyorlar ki biz gidelim?
Nereye gidelim biz?
Alın ananızı siz gidin burdan...
Faşistleri aramızda istemiyoruz.
Lanet olsun içinde zerre kadar faşist duygular taşıyan tüm insanlara...
Yeğenime yapılanları duyunca hayatım boyunca yaşadığım tüm faşist saldırılar aklıma geldi.
Bana ırkçı saldırılarda bulunan tüm faşistlerden mahşer günü davacı olacağım. Madem siz, "Ben sizi birbirinizle tanışıp, anlaşın diye farklı farklı milletlerden yarattım" çağrısına uygun davranmadınız, madem siz, farklı oluşumuzu bir düşmanlık nedeni gibi gördünüz o halde elim yakanızda olacak.
İyisi mi burada bitireyim. Zira dilimde her cümle küfre dönüyor.
27 Ocak 2009 Salı
Irkçılık
Gönderen eski zaman zaman: 23:11
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder