İsrail'in Gazze'de uyguladığı vahşet Hitler'e rahmet okutturacak raddeye geldi. Hani hep 6 milyon Yahudi'nin gaz odalarında, toplama kamplarında öldürüldüğü söylenir ya... Kimsenin aklına, "Hitler bu noktaya nasıl geldi?" diye bir soru sormak geldi mi acaba?
Hitler durup dururken Yahudiler'i neden imha etsin ki?
Bunun mutlaka vardır bir nedeni, değil mi?
1. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmış, yoksul Alman milleti insafsız Yahudiler tarafından daha bir yoksullaştırılmıştı.
Almanlar gidip cephede savaşırken geride kalan Yahudiler servetlerine servet kattı. Maliye çökmüş, Alman devleti yüksek faizlerle Yahudi tefecilerden borç almak zorunda kalmıştı. O borç da artıyor da artıyordu. Borç artınca da enflasyon tavan yaptı. Ekmek neredeyse altın fiyatına satılır oldu.
Yoksul olan halk geçinmek için ne yapacaktı?
Önce yahudi tefecilerden yüksek faizle borç alıyor, sonra da gidip o yahudilerden altın fiyatına yiyecek satın alıyordu.
İnanılmaz insafsız bir tablo vardı ortada...
İnsaf mı?
Yahudiler asla insaf etmedi. Ellerine geçmiş bu fırsatı çılgınlar gibi kullanıyorlardı.
Hitler iktidara gelince kendi milletinin onurunu parayla satın alan, savaş sonrası süreçte fırsattan istifade edip onları onursuz bir yaşama mahkum eden Yahudiler'i toptan yok etmeye karar verdi. Yani o süreç okunduğu zaman Yahudilerin, soykırım için Hitler gibi bir deliyi fazlasıyla kışkırttığı görülür.
Savaştan çıkmış yoksul Alman devletini ve Alman ırkını ellerindeki ticari güçle esir alıp, onları onursuz bir yaşama mahkum eden Yahudiler'in o tavrı olmasa Hitler belki de bunları yapmazdı.
Çünkü Hitler, Almanlar'a, "Biz bir ekmek için onurunu satan bir ırk değildik. Olmamalıyız da... Alman ırkı onurlu, şerefli bir ırktır. İktidara geldiğimde bu ırkın onurunu kurtaracağım" mealinde şeyler söyleyerek iktidara geldi.
Ve halk desteğiyle geldi yani... Tepeden inmeci, darbeci bir biçimde gelip iktidar koltuğuna oturmadı.
Hitler iktidara geldiğinde de söz verdiği gibi yaptı.
Yahudiler tek tek alınıp götürüldüklerinde, gaz odalarında ölüme mahkum edildiklerinde neden birileri (Bazı istisnalar hariç) buna karşı çıkmadı?
Çünkü onlar 1. Dünya savaşından sonra bir ekmeğe muhtaç durumdayken Yahudiler onlara merhamet etmemişlerdi.
Şimdi sıra onlardaydı işte, onlar da merhamet etmedi.
O nedenle o dönemin Alman milleti, Hitler'in yaptığı o akıl almaz vahşeti, "Bir onur kurtarma operasyonu" olarak görüyordu.
Yahudilerin buradan çıkarması gereken çok ders vardı.
Ama görünen o ki bu dersi almamışlar...
Hitler'in onlara yaptığının aynısını şimdi onlar Gazze'de bizim kardeşlerimize yapıyor. Hiç merhamet etmiyorlar. Ellerindeki yüksek teknolojik silahlarla, o gariban halkı vuruyorlar da vuruyorlar.
Yarın rüzgar tersine dönerse ne olur acaba?
Merhamet etmeyen İsrail'in birilerinden merhamet dilenme hakkı var mıdır?
İsrail'in, döktüğü kanda boğulacağı günler uzak değildir.
İsrail mazlumun ahını aldı, çıkar aheste aheste...
Zalimler için yaşasın cehennem!
Gazze'de insanlık soykırıma uğruyor. Oradaki vahşeti özetleyecek tek kelime yok...
Merhametsiz bir iklim çöktü Gazze'nin üzerine, ölüm çiçeklerini ekiyor o kutsal toprağa...
Duadan başka yapacak ne var?
Dün Çağlayan'daydım. İsrail'e duyulan öfke çağladı.
Yüzbinlerce müslüman oradaydı. O tabloya bakarken İsrail'i bekleyen son aklıma geldi. O gün geldiğinde İsrail kimden merhamet dilenecek acaba?
İstanbul'u ve Türkiye'yi seviyorum.
Çünkü bu ülke ümmet için gurur vesilesi olan iki halktan oluşuyor. Kürtler ve Türkler...
Selahaddin ve Abdulhamit yeter bize...
O ikisinden biri olsaydı, İsrail olamazdı. Bu zulüm olamazdı.
Çağlayan'da gözyaşlarımızla birlikte İsrail'e öfkemizi kusarken bir taraftan da Gazzeli kardeşlerimize dualarımızı yolladık.
El-Cezire ekranını ikiye bölmüştü. Bir tarafta Gazze'den yapılan canlı yayın vardı, bir tarafta da İstanbul...
Kürsüye çıkan Hamas yetkilisinin sözleri heppimizi ağlattı. Dedi ki o mücahit: "Buraya gelmeden iki saat öncesine kadar umutsuzdum. Ama burada toplanan bu yüzbinlerce insanı gördüm ya, artık inanıyorum ki zafer yakındır"
Üç kez zafer yakındır ve zafer inananların olacaktır dedi.
İstanbul bir kez daha, ümmetin başkenti olduğunu gösterdi. İslam ümmetinin kurtuluşu buradan sağlanacaktır.
O nedenle İstanbul'u seviyorum. Ve o nedenle asla İstanbul'u terketmeyeceğim.
Dün Türkiye'nin geleceğine dair de yeniden umutlandığım bir gün oldu.
İktidar hırsıyla kendini harap eden Erbakan nihayet yolu açtı.
Ve dün ki Numan Kurtulmuş, beni bir kez daha umutlandırdı.
Türkiye'nin geleceği sahipsiz değildir.
Numan Bey konuşmasına Fetih Süresi'nin ilk ayetlerini okuyarak başladı. Bu bir tavırdır ve önemli bir tavırdır.
Çağlayan bir umut verdi.
Eminim artık İsrail korkuyordur.
Çünkü dün Çağlayan'da toplanan kalabalık Gazze'deki direniş saflarını daha da bir sıkılaştırdı, cihad erlerini daha da bir umutlandırdı ve onları daha da bir zafere inandırdı.
Korkmuyorum.
Ölümden korkmuyor Gazzeli çünkü...
Onun korktuğu şey ölmek değildir.
Çünkü o ölüm bir kurtuluştur aslında...
İsrail korkmalıdır.
Çünkü dökülen kanda boğulacakları gün yakındır!
Kahrol ey Pisrail!
4 Ocak 2009 Pazar
Pisrail
Gönderen eski zaman zaman: 23:33
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

3 yorum:
Merhaba,
Bu yazinizin bir kismini mail ile birkac arkadasa gondermek isterim musade ederseniz.
Ali
Elbette...
Adolf Hitler. Ressam olmak isteyen küçük bir çocuk nasıl olurda Dünyanın o güne kadar gördüğü en büyük işgal ve soykırım hareketine
başlar. Resimle uğraşamayınca farklı yetenekleri olduğunu keşfetmiş olmalı. Viyana Güzel Sanatlar Akademisi sınavına girdi ancak
başarısız oldu. Sonunda heryeri kana boyamıştır. Doğup büyüdüğü yerleri Yahudi düşmanlığı nedeniyle yakıp yıkmıştır.
Bugünkü reesamların çoğu onun başarılı olduğunu söylemiştir.Ancak ne olduda Hitler resimde ilerleyemedi ve girmek istediği yerlere
giremedi.Cevabı çok basitti.Para.Para o dönemde Almanya da söz edilmesi dahi gülünç bir şeydi.1. Dünya savaşından yeni çıkan Almanyada
insanlar yiyecek ekmek bulamıyordu.Ama birileri vardı ki onlar hala zengindi.Yahudiler.Yahudiler savaştan sonra Almanyada paşalar gibi
yaşıyor parayla istediklerini yapıyorlardı.İşte Hitler Yahudilere ilk nefreti o anda duydu.Ardından başka alanlara yöneldi ancak
başarılı olamadı ve orduya girdi.Orduda onbaşılıktan yukarıya çıkamadı.Acılarla dolu bir gençlik onu şiddete yöneltti.
1912'de Viyana'dan Münih'e geldi. 1914'de I. Dünya Savaşı çıkınca Hitler, Bavyera ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden
sonra Hitler, arkadaşı mühendis Feder ve altı kişi tarafından kurulmuş olan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir fırkaya katıldı ve
kısa sürede bu fırkanın reisi oldu. Fırkanın adını NSDAP (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei/ Nasyonal Sosyalist Alman
İşçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Taraftarlarına kısaca "Nazi" ismi verildi. Kendisine de, taraftarları, rehber
anlamına gelen "Führer" lakabını verdiler.
1924'de Münih'ten hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu
zaman içinde "Mein Kampf" (Kavgam) isimli bir kitapta fikirlerini yazdı.
Seçimle işbaşına gelen Adolf Hitler kısa zamanda anayasa değişikliği hakkını elde etti. Hemen ardından diğer partileri yasakladı.
Almanya'da aşırı artık gösteren işsizliği savaş hazırlığı için kullanarak, iş sahası oluşturdu. Ülke genelinde büyük otobanlar inşa
ettirdi. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya'yı karşısına aldı.
Karşısındaki tek en büyük güç Amerika ve Rusya idi. Amerika diğer ülkelere yardım etmiştir.
1933 te iktidarı ele geçirince kolları sıvadı.Orduyu güçlendirdi.1.Dünya savaşının abartılı barış sözleşmeleri saldırgan bir devlet
doğurmuştu.Büyük Alman İmp.hayalleri kuran br adam NAZİ akımını başlatmıştı.Bavyerada başlayan bu hareket tüm Almanyaya yaılmıştı.Ve
Hitler iktidara gelmişti.Önce ülkeyi Solculardan temizledi.Sonra büyük katliama başladı.Yahudi katliamı.Bir çok yahudi göç etmek
zorunda kaldı.
Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisini gören Adolf Hitler karısı Eva Braun'la birlikte aynı anda siyanür hapı içip, önce Eva Braun'u
sonrada kendisini bir silah vasıtasıyla vurarak intihar etti.
Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdırmıştır: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Hitler'in siyasi vasiyetnamesi bir hınç
çığlığıdır. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla
vazgeçmemelidir.
Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. Özel Vasiyetinde ise, tüm
hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye eğer
parti kalmamışsa devlete bıraktığını söylüyordu.
...
Siyonistler tarafından yapılan sayısız çağrılara rağmen, özellikle Almanya, Fransa, Amerika gibi ülkelerde yaşayan Yahudiler, bu
ülkelerin zenginliklerini sömürerek elde ettikleri yüksek yaşam düzeyini bırakıp İsrail topraklarına göç etmek istemiyorlardı. Onca
teşvike rağmen, Yahudi nüfusu Filistin topraklarında artmıyordu, aksine Yahudiler evlerin dönüyordu. Bunu engellemek için bir şeyler
yapmak gerekiyordu. Yapılan iş şuydu: Hitleri başa getirmek. Böylece Yahudilerin Filistin topraklarına gelmeleri sağlanacaktı.
Hitler bilmeden Yahudilere hizmet etmiştir. Her aşırıcılığın sonu budur, başka bir şeye hizmet etmek.. Aynen dinine hizmet ettiğini
sanan yobazlar gibi aslında onlar sadece Şeytan ın en iyi en sadık kulları olmuşlardır. Tanrının sözlerini bir kenara atarak Ayetleri
değil hurafeleri baş tacı etmektedirler. Halbuki bir yandan Ayetler dahi günün şartlarına göre düşünülmesi gerekirken. Onlar buna
karşı çıkacaklar ancak kendi yaptıkları asırlar öncesindeki günün şartlarına göre değiştirilmiş dine tapmaktan başka birşey değildir.
Tepki gösterdikleri şeyi kendileri yapmaktadırlar. Hemde Ayetlerin tersi yüzlerce yıl önceki hurafeleri baş tacı ederek.
Yorum Gönder