Bugün puşimle işyerine geldim. Artık Brad Pitt'in bile taktığı bir aksesuar olduğu için kimse garipsemiyor.
Benim takma nedenim malum.
Filistin'de olan bitene üzülüyorum. Bu puşiyi boynumda taşıyarak beni gören herkese bir mesaj veriyorum. Ve diyorum ki, unutmayın Gazze'de olan biteni...
İnsanoğlu maalesef alışıyor. Acıya da, ayrılığa da, her şeye de...
Bu puşiyi Çağlayan Mitingi sırasında almıştım, günlerdir Açun takıyordu.
Fakat bugün sıra bende...
Bugün sabah puşiyi takınca aklıma lise yıllarım geldi. Puşi taktığım için birileri beni farklı yorumlamışlardı, beni bir yerlere eklemlemeye çalışmışlardı.
Olsun, onları takmadım, puşimi takmaya devam ettim.
Birileri ne kadar kıllansa ben o kadar mutlu oldum o puşiyi takmakla...
Bu protest bir tavırdı.
Arada kaynayıp giden bazı gerçeklere sahip çıkmak ve o gerçeklerin arada kaynayıp gitmesine tavır koymak için takıyordum o puşiyi... Çıkıp o gerçekleri avazım çıktığı kadar bağırsam bu kadar net ve etkili bir şekilde anlatamazdım anlatmak istediğimi.
Birçok şeyi bir puşi anlatıyor.
Bunun tanığıyım.
Bugün bazıları için maalesef giderek sıradan bir şeye dönüşen Gazze katliamını, İsrail'in devlet terörünü birilerine anımsatmak, bunu diri tutmak için bu puşiyi taktım.
Bu en etkili sessiz protesto biçimidir.
Sesimiz çıkmıyorsa bir puşi de mi taşıyamıyor boynumuz?
Ya Gazze'de İsrail köpekleri tarafından katledilen kardeşlerimizin günahını boynunuzda taşırsınız ya da bir puşi...
Şimdi tercih yapmak zorundasınız. Attığınız her adımın, varlığınızın her anının bir anlamı olmalıdır.
Takın puşilerinizi çıkın İstanbul'un, Ankara'nın, Bursa'nın, Diyarbakır'ın, Bingöl'ün, İzmir'in, Antalya'nın, Trabzon'un sokaklarında dolaşın. Yapacak daha iyi bir şeyiniz yoksa bari bunu yapın.
Lütfen!
12 Ocak 2009 Pazartesi
Puşi
Gönderen eski zaman zaman: 00:37
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder