20 Ocak 2009 Salı

Yanlış bir öyküde mahzun bir figür!

Bu havayı başka türlü nasıl izah etmek gerekir bilmiyorum. Ama gerçekten de birkaç gündür bahardan kalma günleri yaşıyor gibiyiz...
Ne oluyor acaba?
Bu ülkenin doğusunda da kar var. Hayat şartları zor. Sıcaklık eksi 30'larda geziyor bazı yerlerde...
O kışları iyi bilirim. Dışardan bakıldığında zor ve sıkıntılı gibi görünür. Zordur, sıkıntılıdır ama güzeldir.
Evde yanan sobalar, divan dediğimiz ev gezmeleri, büyüklerin o enfes sohbetleri hep kışa özgüdür.
Sohbet hep av hikayleriyle başlar. Sonra o hikayenin içinde olup da, şuan artık olmayarlar anlatılır. Onlara dair güzel anılardan bahsedilir. Kışın her ev bir sinemadır aslında bizim orada...
O günleri, o kışları ve oraları çok özledim. Televizyonun çıktığına bazen sinir olurum ama... Ama Allah şahittir, sinir olduğumda çoğunlukla bizim oradaki bu eski geleneği, bu divan geleneğini öldürdüğü içindir.
Eski anılarda kendimi arıyorum çoğunlukla... Acaba o ortamlarda ben, biz çocuklar ne yapıyorduk diye her karenin arka fonunda kendimi arıyorum. Küçük parçalar halinde ulaşabildiğim kareler var.
Ben çoğunlukla babamın dizlerine dayanmış hayranlıkla anlatılanları izliyorum. Ve nadiren de görebildiğim kadarıyla yüzümde hep tatlı bir mutluluk var.
Bazı anlar bir ömre bedeldir.
Ben şimdi yanlış bir masaldayım. Büyümemeliydim, zaman ilerlememeliydi. Hep o çocukluk günlerimdeki gibi kalmalıydı her şey...
Yanlış bir öyküde, mahzun ve mutsuz bir figürüm.
Beni yeniden yazın mümkünse!

0 yorum: