Dün Açun'la bir yemek programını izlerken aklıma kendi yöremden bir yemek yapmak geldi. Acaba nasıl olur?
Açun, bizim oraya özgü yemeklerden bazılarını sevdi, bazılarını da sevmedi. Bu elbette damak tadıyla ilgili bir şeydir. Bunu sorun etmeyecek kadar yaşlı ve yorgunum artık...
Eskiden olsa kim bilir bunu ne kadar sorun eder, bundan ne kavgalar çıkarırdım. Ama insan yaşlandıkça değişiyor.
Daha anlayışlı mı oluyor, o nedenle didişmelerden vazgeçiyor yoksa... Yoksa yaşlı ve yorgun olduğu için didişmeye bile takat bulamadığı için mi?
Bilmiyorum.
Bildiğim tek şey, eskiden kavga nedeni olarak saydığım birçok şeyi artık sorun yapmadığımdır.
Neyse...
Açun'a, "Dilersen sana kendi yöreme özgü bir yemek yapayım. Ne dersin?" dedim. O da ilgisiz bir tavırla, "Yemek ne peki? Yoksa içli köfte mi?" dedi.
Hayır, başka bir şeydi.
Bugün annemi arayıp tarifini isteyeceğim o yemeğin... Zor ve sade bir yemek. Bizim orası eskiden beri kendi yağında kavrulan insanların yaşadığı bir yer olunca sahip oldukları yemek kültürü de "garibanlığın şekillendirdiği" bir kültürdür.
Tüm yemekleri neredeyse ya iki ya da tek malzemeder yapılır.
Ah ah...
Benim gariban, ama mağrur insanların yurdu olan memleketim. Yemeklerine bakınca gözlerim yaşarıyor.
Zor ve sade yemeklerin ülkesi...
Annemi birazdan arayacağım. Ve biliyorum ki, ona o yemeğin nasıl yapıldığını sorduğumda, "Keşke burada olsaydın da sana yapsaydım" diyecek dünyalar güzeli anacağım.
Ve üzülecek. Biliyorum!
Çünkü o bir anne...
Geçenlerde aradım, biraz konuştuk... Bi baktım dedi ki, "Şimdi bir kuş olsaydım, sizin pencerenize konsaydım"
Ah anne ya... Kurma böyle cümleleri...
Hani sizin de asla unutamayacağınız anlar vardır. Her hatırladığınızda içinizi yakan, gözünüzü yaşartan anlar.
2007'nin Ramazan bayramını unutmam mümkün değil... Bayram namazından çıkıp ağabeyim ve kardeşimle eve dönerken kapıda bizi bekleyen anneciğimin çok kısa bir süre hıçkırıklara boğulduğu bir an vardı.
Allah'ım o an, yüreğin parçalanması nedir anladım.
Vallahi o an anladım.
Birkaç gün öncesinde de aynı yüreğe ateşin nasıl düştüğüne ve kalbimin nasıl acıdığına tanık olmuştum.
Bak yine gözlerim yaşardı.
Geri döndüren var mı zamanı?
15 Ocak 2009 Perşembe
Yorgunum anne
Gönderen eski zaman zaman: 01:07
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder