13 Mart 2009 Cuma

Hastayım

Boğazım çok fena... Demin doktora gittim, bir iki ilaç yazdı. İnşallah iyi gelir.
Bu arada...
Belki merak edenler için diyeyim.
O iş görüşmesine gittiğim yer var ya, işte orası, geçtiğimiz günlerde ikinci bir görüşmeye daha çağırdı.
Bu daha çok İK. ile yaptığım bir görüşmeydi.
Yani işin Türkçesi, maaş pazarlığı görüşmesiydi. İstediğim fiyatı 'kendi skalalarının biraz üzerinde" bulmuşlar.
Valla dedim ki, siz iki yıl önce beni şu fiyata çağırmıştınız, ben gelmedim. Aradan iki yıl geçti, bu isteğim bence oldukça insaflı bir rakamdır.
Yani başkaları o fiyatı alacak kadar değilse ben ne yapabilirim ki?
Haliyle görüşme, "Biz sizi ikna ederiz ama..." temennileri ve benim de, "Ben sizin yerinizde olsam benim gibi birini kaçırmazdım" şeklinde son sözümle düğümlendi.
Olsun!
Dügümlensin bakalım... Her işte bir hayır vardır.
Bazen böyle "kabadayı" davrandığım zaman çok ürküyorum doğrusu... Kendi kendime, "Ya Allah burnunu sürterse... Niye bu kadar burnu havalardasın" diyorum. Sonra da, aslında bunun burnu havalarda olmakla hiçbir alakasının olmadığına karar verip, "İyi ki de öyle yapıyorum. Öbür türlü kendime haksızlık ederdim" diyorum.
Elbette haksızlık...
Benim şimdiye kadar çoktan "müdür" olmam gerekiyordu. Ama mezun olduğum okul ve "sakıncalı fikirlerim" ve "sakıncalı geçmişim" nedeniyle nedeniyle olamadıysam suç bende mi?
Beni bu statüde tutuyorsunuz diye, aynı statüde olduğum kişilerle de aynı mualemeyi yaptıramazsınız, değil mi?
Neyse...
Bu böyle uzayıp gider. Aslında şuan olduğum yerde mutluyum. Sadece burada demin saydığım nedenlerden dolayı bir "ikbal"im olmadığı için gitmek istiyordum ama nasip, kısmet işi...
Hep hayırlısını diledim. Asla karlı, çok paralı iş dilemedim, hayırlısını sadece... Rızkımıza kefil olan Rabbim bizi ısrarla burada tutuyorsa, demek ki vardır bir bildiği...
O'dan gelen hayırlıdır.

0 yorum: