19 Mart 2009 Perşembe

Huşu içinde arınmak

Dün işten çıkmak üzereyken bir program ilanı gözüme çarptı. Terüddütsüz çıkıp oraya gittim.
FKM'de düzenlenen bir programdı. Çanakkale ve Gazze konuluydu. Konuşmacılar çıkıp konuştu, sonra sıra şiirlere geldi.
Filistinli küçük bir çocuk çıkıp Arapça başından geçenleri anlattı. Önceden hazırlanan bir metin olduğu için de yansıda bunun Türkçe açıklaması vardı. Çok dokunaklıydı, gözyaşları sel olup aktı.
Gecenin finalinde de Ömer Karaoğlu'nun konseri vardı. Salon ortadan ikiye bölünmüştü, bir yarısında bayanlar diğerinde de erkekler oturuyordu. Fuayede de özellikle genç kızlar vardı. Salon tıklım tıklımdı.
Ömer Karaoglu çıktı enfes ezgilerini seslendirdi. Çok güzeldi. Kızlar bütün ezgilerine koro halinde eşlik ettiği için doğrusu Ömer Karaoğlu'nun sesini neredeyse duyamadık da denebilir.
Nasıl içten eşlik ediyorlardı öyle... Duygulandım doğrusu... Uzun süredir böyle bir ortama girmemiştim. Hatta kızların ezgilere bu denli eşlik ettiği bir konser ortamına daha önce hiç tanık olmamıştım.
Edebleriyle aşkla ezgilere eşlik ediyorlardı. O kadar içim ısındı ki...
Konser çıkışında yağmur vardı. Bir taksiye atlayıp eve gitmek düşüncesi vardı içimde ama neden sonra vazgeçtim.
Çemberlitaş'tan yürürken İLESAM'ın önünden geçtim, izledim oraları cisil cisil yağan yağmurun altında... Beyazıt'a taşıdı ayaklarım beni, meydanda durup üniversitenin o tarihi kapısını izledim sonra...
Yağmur yağıyor. Yanlız ama mutluydum oracıkta... Neler neler geldi geçti içimden, yağmuru izledim, yağmurun sokak ışıklarının önünden dansederek düşüşünü...
Sonra...
Yürümeye devam ettim. Kafamı kaldırıp baktığımda Fatih'e gelmiştim. Ayak uçlarımı ve yere düşen yağmur damlalarını izleye izleye gelmişim.
Çok güzel bir geceydi.
İşte dinlediğim enfes ezgilerden biri, bu da okurlarım için:

0 yorum: