Bir şey değişmiyor.
Önceki gün yine bir alçak Seyfi'yi dipçikle dövdü. Hem de öldüresiye... O küçücük çocuğa hiç acımadan vuran o eller kırılsın.
Tebbet ye da... Kurusun, o eller!
İşte onlar öyledir. Yüzlerine maske geçirip, ellerine silahları alıp halkımızı yıllarcı vurdu bu alçaklar.
Kendilerini de cesur sanıyor, bu korkaklar pislikler.
Bundan iki ay önce bizim Kamil'in ofisinde otururken orada, bu büyük filmlerin kameramanı bir arkadaşla Kürt sorununu tartıştık. Sonra söz nasıl dönüp dolanıp bu Seyfi'yi döven .içlere geldiyse baktım onları bir kahraman gibi anlatıyor.
Az daha o çocuğu dövecektim.
Kamil susturdu, onu sigara almaya gönderdi.
O gün işte tam da bu önceki gün yapılanları anlattım. Dedim ki, "Onlar orada zavallı insanları vurup öldürüyor, gelip size biz terörist vurduk diye anlatıyorlar. Onlar korkak, insanlıktan çıkmış birer zalim. Ve çoğu da psikopat yapılı"
Bir ara o çocuğu görürsem hatırlatırım Seyfi'yi... Onların yaptığı kahramanlık işte budur.
O görüntüler kameraya yansımasayd, o alçak eminim gelir bunu, "Ben Hakkari'de bir teröristi şöyle vurdum, bi koydum yere yattı" diye anlatacaktı.
O güzel atasözünü (Afrika) bir kez daha yazalım buraya: "Aslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar, avcılık öyküleri hep avcıları yüceltecektir"
25 Nisan 2009 Cumartesi
Tabii ki...
Gönderen eski zaman zaman: 00:41
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder