Valla kaç gündür uyuyamıyorum. Dün de, önceki gün de, ondan önceki gün de... Bugün de elbette...
Gece saat 24'te uyuyorum. Sonra saatler 3'ü vurunca uyanıyorum. Karşı apartmandaki panik atak teyze de yok artık, galiba onun durumu düzeldi.
Geceler yalnız da çekilmiyor hiç...
Caminin ışıklarında çığlık çığlığa dans eden martılar da olmasa halim haraptır benim.
Dün Açun'la biraz konuştuk.
Bana ısrarla doktora git diyor. Canım da hiç gitmek istemiyor.
Fakat durumum giderek ciddileşiyor. Hergün 3 saatlik uykuyla duruyorum ve hiçbir şekilde kendimi uykusuz hissetmiyorum.
İşin asıl beni korkutan tarafı budur.
Tabii saat 3'te uyanınca sabah zor geliyor. Ben de hayal gücüm elverdikçe inanılmaz şeyler kurguluyorum.
Bilmiyorum bu bilinçli mi yapıyorum ama yapıyorum.
Bugün rüya/hayal arasındaki o arafta yine başım beladaydı. Ben galiba bir teröristtim. Ve izimi kaybetmek üzereyken çok kötü bir açık veriyorum. Sonra saatler boyu süren korku ve gerilim dolu bir kaçış başlıyor.
Sanki Beyrut sokaklarında gibiyim. Kaçıyorum, kovalandıkça...
Artık nefesimin tükendiği bir noktada perdeyi açıyorum ve hemen başka bir rüya/hayale geçiyorum. Anında...
Bunlar benim sabahı getirmek için bulduğum küçük oyunlardır. Umarım sadece oyundur.
Eğer bütün bunlar, uykusuzlukla birlikte gizliden bozulan psikolojik yapımın birer tezahürleriyse o zaman durum vahim.
Bilmiyorum.
Bir değişiklik yapmak belki de iyidir. Açun'la alıp başımızı gitmek, işi falan bırakıp yitmek istiyoruz. Fakat bizi bağlayan neyse artık, bir türlü cesaret edip te koparamıyorum kendimi zincirlerimden...
Önümüzdeki günlerde bir tatile çıkacağız. Bundan kaçış yok... Yoksa aklım kaçacak benden.
Her şey "en sevdiğim/en saygı duyulası/canımın bir parçası" çekip gittiğinde oldu.
9 Mayıs 2009 Cumartesi
Bugün yine
Gönderen eski zaman zaman: 01:12
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder