Türkan Saylan'ın defnedildiği günün ertesinde iş yerine geldiğimde hemen yanımdaki iki dolabın arasına sapı sıkıştırılmış bir Türk bayrağının asılı olduğunu gördüm.
Bu beni yıllar öncesine götürdü.
Bundan 10 yıl önce (Ne kadar zaman olmuş ya) çalıştığım iş yerinde cay ocağının camına bir sünepe "Ne Mutlu Türküm Diyene" yazılı bir Türk bayrağı asmıştı.
O günlerde yine bu sistemin Kürtler'in başına bela ettiği bir çapsız yakalanmıştı. Onun üzerinden Kürtler'e dönük oldukça faşist saldırılar yapılıyordu.
Ben, "Üzerinde Ne Mutlu Türküm Diyene yazılı şu naylon şeyi oradan indirir misin? Burası faşist bir yer mi?" diye bir ricada bulundum çaycıdan...
Az sonra o işyerinden bir sünepe müdür, bir müdür yardımcısı ve birkaç züppe başıma üşüştü. "Sen kimsin, bu bayrağı indirmek istiyorsun. Onu oradan indiren eller kırılır" mealinde tehditlerde bulundular.
Ben de, "Bayrağa kimsenin bir şey dediği yok... Ama üzerinde faşist yüklemeleri olan sloganik bir naylon parçasına bayrak diyemezsiniz. Burası müslümanların çalıştığı bir iş yeridir, ülkücülerin değil... Müslümanlar ırkıcılık, milliyetcilik yapamaz. Bu yakışmaz" dedim.
Aralarından bir müdür efelenip üzerime gelince de, "Bakın haddinizi bilin. Burayı başınıza yıkarım ulan" diye bir bağırdım.
Sesimi duyan ve beni seven birileri geldi, araya girdi.
Bu bayrak krizi öyle bir noktaya geldi ki, o iş yerinden ayrılmak zorunda kaldım maalesef...
Ayrıldım da kötü mü oldu?
Kesinlikle değil... Faşistlerle gerekirse aynı gökyüzünün altında yaşamayı bile istemiyorum, bırakın aynı iş yerinde çalışmayı...
İşte kaç gündür hemin sağ omzumun üzerindeki bu bayrağı görünce on yıl öncesi geldi aklıma...
Kendime, "Acaba bu bayrağı buradan indirmeli miyim?" diye bir soru da sormadım değil...
Neden sonra, "Bırak kalsın. Biz o bayrağı seviyoruz. O bayrak bizim bayrağımızdır. Onu buraya dikenden daha çok bizimdir" dedim.
Üzerinde bir slogan yok... Ay ve hilal, o kırmızının içinde öyle güzel duruyor ki...
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım bir şey anlattı: Bir kızla birbirlerini seviyorlarmış... Kızın babası bu arkadaşın Kürt oluşuna, "Ne olacak canım. Heppimiz kardeşiz" şeklinde bir yaklaşımda bulunmuş ama annesi mızıkçılık yapıyormuş... Arkadaş, "Annesinin mızıkcılık yapması önemli mi sence?" diye sordu.
Yanıt verip yanıltmak istemedim.
Bazılarına göre evet, bazılarına göre de hayır... Bu bütünüyle o kadının ne kadar faşist bir ruha sahip olduğuna bağlıdır, diye düşündüm.
Arkadaşımın asıl sormak istediği soru şuydu: "Annesi benim Kürt olmamı sorun edip bu işe taş koyabilir mi sence? Gerçi müslüman bir aile ama..."
Valla müslümanın faşist olanından korkacaksın, diyecektim ama dilim varmadı.
İnşallah bir sorun yaşamaz arkadaşım. İnşallah, inşallah, inşallah!
22 Mayıs 2009 Cuma
Sınama
Gönderen eski zaman zaman: 07:10
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder