Önceki gün tvden Babam ve Oğlum'u izledim.
Bu filmi ne vakit izlesem gözlerim doluyor. Kendimi bir türlü tutamıyorum. Önceki gün ben evde oturup tek başıma gözyaşlarımla yarenlik edip bu filmi izlerken Açun gezmeden geldi.
Arkadaşı Asu'yla ve onun kızkardeşiyle birlikte Çamlıca'ya gitmişti.
O geldiğinde yaşlar hala akıyordu.
Gözlerime baktıktan sonra tvye dönüp baktı, evet o filmdi işte... Anında kanal değiştirildi.
Dün de 120'yi izledik birlikte... Orada da ağladım doğrusu... Çok vurucu bir öyküydü. Müthiş duygusal soslar serpilmişti.
Dönüşte Mehmet hastanede yatarken ablası bohçayı alıp açıyordu ya... İnanılmazdı.
Bir de o çocuklar dönerken annelerinin onlarla rastlaşması vardı ya, herkes evladını arıyordu.
Ve daha onlar gidecekken bir kız çocuğu, "Abiciğim gitme" deyip o gencecik ağabeyine gidip sarılmıştı ya...
O filmi de çok sevdim. Sonunda verilen o mesaj filmin kalitesini bayağı bayağı düşürmüş. O mesaj olmasa çok kaliteli bir yapım olarak anılacaktı.
Ama köylülük işte...
İlle de ne demek istediğini onca izahtan sonra yine kendisi anlatacak...
Mevlana bir şiirinde der ki, "Sözün tamamı ancak aptala söylenir"
Bu Doğulu (Batılı, Avrupalı olmayan manasında) halkın sözün tamamını söyleme merakı, mesaj verme kaygısı olmasa, duruşlarındaki bilgelik daha bir açığa çıkardı ama... Demek ki bilgelik de başka şeydir.
1 Haziran 2009 Pazartesi
Gözyaşı!
Gönderen eski zaman zaman: 05:49
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder