Uzun uzuuuuuuuuun süredir kitap okumuyorum.
Okumam için benim ciddi bir depresyona girmem gerekiyor. Aksi takdirde hiçbir güç elime kitabı tutuşturamaz...
Şu sıralar içimde usulca uyanan bir arzu var. Bugün iç sesime kulak verince farkettim, yavaş yavaş yeniden felsefe okuyacak kıvama geliyorum.
Felsefeye bünye hangi ruh halinde gereksinim duyuyor bilmiyorum. Üniversite yıllarında bir ara ciddi ciddi kafayı bozmuştum.
Düşünce üzerine düşünmek fikri sanırım insanoğlunun bulduğu en eglenceli, en dolu uğraştır.
Düşünmek bir eylemi dönüştüğü zaman "an" anlam kazanır.
Kaçımız yaşadığımız anları bu denli anlamlı kılabilmişizdir.
Felsefe okuduğum yıllarda beynimin bir tarafında asılı duran bir fotoğraf vardı. Yüksek bir kayalığın üzerine oturmuş, ayaklarını uçuruma doğru sarkıtarak batan güneşin nehrin yüzeyine vuran ışıltılarını izleyen bir çocuk... Kendimi öyle hissediyordum.
Ben o çocuk oluyordum, uçurumun kenarına konup ışıltıları izliyordum.
Düşünmek tam da budur.
Uçurumun kenarına oturup, hakikati izlemek... Suyun yüzeyinde duran o yakamozlar/ışıltılar hakikatin kendisiydi.
Bir cümle üzerinde saatlerce düşündüğümü, daha doğrusu düşünceye daldığımı hatırlıyorum. O cümle beni alıp düşünce dünyasında öyle güzel, sürprizlerle dolu bir yolculuga çıkarıyordu ki...
Özlemişim.
Kendimden kaçmayı unutmuşum. Ne çok olmuş, kendi sığ dünyamdan kaçıp kelimelerin ve düşüncenin o parıltılı dünyasına uçmayalı...
Kütüphaneme ne zaman göz gezdirsem ellerim en üst rafa yerleştirdiğim felsefe kitaplarına uzanır. O kitapları, yarin saçlarını okşar gibi okşarım içgüdüsel bir hareketle...
O kitapların sayfaları, o sayfaların arasında saklı olan o muhteşem dünya benim cennetimdir.
Ne vakit gerçekten sıkılsam, sığlık bunaltsa kendimden kaçar sığınırım felsefenin o büyülü dünyasına...
İçimde bir arzu var. Felsefe okuma arzusu...
Dün Açun'la Sultahanmet'e gittik. Dönüşte Sosyal Yayınları'nı tepeden gören çok güzel bir yerde oturup çay içtik. Üniversite yıllarında sık sık gittiğim bir yerdi bu yayınevi... Girer, saatlerce felsefe kitaplarını inceler, edebiyatın o muhteşem dünyasına dalardım. Beni bu mutlu dünyadan çıkaran da genelde çok güzel bir şiirin, muhteşem bir dizesi olurdu.
Dün o yayınevine bakarken o günlerim, felsefeye çok yakın olduğum o güzel günlerim aklıma geldi.
Mutluyum şimdi. İçimde uyanan o arzu beni kendimden geçirecek kadar güçlü çünkü...
7 Temmuz 2009 Salı
Okuma/k
Gönderen eski zaman zaman: 05:34
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder