Son birkaç yıldır arkadaşlarla biraraya geldiğimizde sohbetlerimiz hep aynı soru etrafında şekillenir.
Soru şu: Değiştik mi?
Uzun tartışmalar sonucunda yeni bir soru daha ortaya çıktı.
O da şu: Geliştik mi?
Hem değişim var, hem de gelişme...
Tabii ki bu tartışmalar sırasında herkes dönüp kendine ayna tuttu. Meğerse kendimize dair bilmediğimiz ne çok şey varmış öyle...
Ben lise ve üniversite yıllarında değişik cemaatlerin içinde yer almama rağmen şunu farkettim ki, hiçbir zaman cemaatçi olmamışım...
Her ortamda, girdiğim her cemaatte kendi farklılıklarımla ve ısrarımla birey olarak kalabilmişim.
Hala da öyleyimdir.
Neden peki?
Bunun iki nedeni var aslında:
-Karakter
-İnanç
Karakterim, mürid olmaya elverişli bir karakter değildir. Çünkü istikrarlı değilim. Bir hafta boyunca bir şeyi hep doğru yapabildiğim vaki değildir. Sıkılır, dağıtır, başkalaştırırım yapmakta olduğum şeyi...
Örneğin sohbet var değil mi?
Bir iki hafta gitsem, üçüncü hafta muhakkak asarım. Vaaz dinlemekten pek hoşlanan bir tip değilimdir.
İkincisi...
Din dışında, içine beşeri görüşün de katıldığı hiçbir inancı sonuna kadar kabullecek kadar bir imanım olmadı.
Ben ancak Allah'tan gelene karşı kayıtsız ve şartsız bir imanla bağlıyım. O nedenle ne Nurcu olabildim hiçbir zaman, ne Milli Görüşçü, ne de başka bir şey...
Geçen yıllar içerisinde muhafaza ettiğim tek şey, dine olan bağlılığım ve sarsılmaz inancımdır.
Üniversite yıllarında bazı radikal görüşlerimiz oldu. Dini, siyasi bir enstrüman olarak bütün hayatımıza tatbik etmeye çalışıyorduk. Eylem bazında pek başarılı olamasak da, düşünce bazında hayli radikal bir doz tutturmuştuk doğrusu...
Fakat üniversite bittikten sonra fikirlerimde çok ciddi değişmeler başladı.
Din, siyasal bir enstrüman olarak ne kadar tatbik edilebilir?
Ya da daha açık bir ifadeyle, siyasal islam, ne kadar islamdır?
Bu soru düşünsel iklimimize bir cemre gibi düşünce sorgulamalar başladı.
Yanıtı bulunan her soru, başka bir soruya yer açar.
Şimdi üzerinde düşündüğüm soru şu: Din'in hedefi bir devlet midir, yoksa birey ve toplum mu?
Yani açık bir ifadeyle: İslami bir devlet mi, daha müslüman bir toplum mu? Hangisi daha doğru bir hedeftir?
İslami camiadaki bu çözülmeyi, bu dejenerasyonu, bu yozlaşmayı görünce; özellikle de siyasal islamcılar arasındaki bu kaymayı görünce bakış açım çok değişti.
Önce birey, sonra toplum...
Devlet ancak 3. aşamadır.
Daha sonra devam ederim. Bu bir girizgahtı...
8 Ağustos 2009 Cumartesi
Değişim mi, gelişim mi?
Gönderen eski zaman zaman: 01:47
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder