30 Ocak 2010 Cumartesi

İşte uzun havanın hası

İnanılmaz bir aşk öyküsü... Ve en sevdiğim şarkılardan biri...

27 Ocak 2010 Çarşamba

Bir zamanlar

Bu şarkıyı bir zamanlar çok dinlerdim. Hatta o kadar ki saz çalmaya başladığımda ilk öğrendiğim türkü bu olmuştu. Öyle yani...
Bu yorumu ilk kez dinliyorum. Çok hoş...
O diğer bloguma şarkı falan yüklemediğim için burada paylaşayım istedim.

müzik - gülden karaböcek gitme turnam | izlesene.com

23 Ocak 2010 Cumartesi

Kar

Bugün sabah pencereden yağan karı izlerken anılar canlanırverdi gözümde... Şu kısacık ömrümüze neler sığdırmışız neler.
Ah ah...
Onlardan bazılarını Açun'a anlattım.
Sonra anlatırken bu blog aklıma geldi. Dedim ki, orada da ne çok şey anlattım öyle... Biraz durakladıktan sonra da, aklımdan şu cümle geçti: "Anlatmadıklarım daha çoktu"
Biz daha çok anlatamadıklarımız değil miyiz?

Not: Buraya niye yazdım?
-Çünkü bu anı burayla ilgiliydi.

16 Ocak 2010 Cumartesi

Ara ara

Diğer blogumu bulamadınız değil mi?
Mümkün değil...
Bu blogumu aslında çok seviyorum. Burada kimi zaman kendimi kısıtlanmış gibi hissetsem de çoğunlukla içimdekileri paylaştığım özgür platformlardan biriydi burası...
Bu platformda okurlarla arzuladığım türden bir ilişki oluşturamadık. Bazen bir iki yorum geldiyse de, ki onlar bile mutlu olmam için yetmişti, pek bir okur/yazar ilişkisi oluşmadı aramızda...
Bunun nedeni belliydi aslında... Ben okurla bu türden bir iletişim kanalı oluşturmadım.
Biliçli bir şekilde elbette...
Fakat bu bir açmazdı. Bu açmazı aşmak ve daha özgür takılmak için yeni bir limana sığındım.
Orada işler nasıl mı gidiyor?
Süper...
Biliyorum, en azından tahmin ediyorum, bazıları o blogumu bulmak için olağanüstü bir çaba sarfediyor.
Bulamazsınız...
Hiçbir yerde, hiçbir iz bırakmıyorum. Takip ettiğimi düşündüğünüz bloglara gidip de yorum falan bırakmıyorum.
Bu blogda kullandığım bazı kilit kelimeler vardı, onları asla kullanmıyorum. Hatta birşey diyeyim mi, yazı tarzım bile değişik...
İlgilendiğim konular, yazdığım şeyler farklı, çok farklı...
Bloguma gelip yorum bırakan çok kişi var. İlginçtir, o bloggerları daha önce tanımıyordum.
Çoğunlukla yani...
Bakalım beni bulabilecek misiniz?

2 Ocak 2010 Cumartesi

Duyuru

Görülen lüzum üzerine bu blog atıl durumda bırakılacaktır!
Peki neden?
Çünkü ilk kez gerçek bir blogger olmaya karar vermiş de bu blogun yazarı ondan...
Yani?
Yanisi şu, burası birileri ya da yakın çevrem tarafından bilindiği için pek bir rahat yazamıyordum.
Ee?
Esi şu, kendime yeni bir blog açacağım. Aklıma ne gelirse yazacağım, özgür olacağım...
?
Sonra gidip diğer bloggerlara çengel atacağım, onlara yorum bırakacağım, gelin bakın ben ne yazdım minvalinden şeyler yapacağım.
Sonra?
Sonrası şu, hiçkimse, ama hiçkimse benim kim olduğumu bilmeyecek... Hatta tahmin bile edemeyecek.
Misal google aramaları için kilit olan 'Açun' gibi bazı sözcükler asla kullanılmayacak... İzimi googlellardan arayıp da, bulamayacaklar ben yakınlarında olduğum halde bile bunu farkedemeyecekleri için, eminim ki çok kıllanacaklardır.
Bu da benim 2010 açılımlarından biri olacak...
Duyurulur!

1 Ocak 2010 Cuma

Dün akşam

Öteden beri protest tavırları hep sevmişimdir.
Tavır, protesto, redd!
En sevdiğim kelimelerdir.
Dün akşam erken eve gittim, saat 16.00 falandı. Gidip biraz talimatla akşam yapılacak yemekler için ön hazırlık yaptım. Brokoli haşladım, elma soydum vs...
Sonra akşam oldu, Açun geldi.
Hala bile akşam ne yapacağımı bilmiyordum. İcimdeki asi ruh beni yavaş yavaş bir isyana doğru sürüklüyordu.
Önce televizyonu kapattım. Hicbir şekilde yılbaşı programı izlemeyecektim. Öyle yaptım da...
Aldım Açun'un telefonunu gittim mutfağa kuruldum yanına... O gece için en radikal, en aykırı radyo kanalını buldum. Açtım ve dinledim.
Cüppeli Ahmet Hoca'nın canlı vaazı yayınlanıyordu. Bazı şeylerden bahsediyordu, sanırım kendisine derin bir komplo kurulmuş, ondan bahsediyordu. İnanmayın diyordu, inanç talep ediyordu, "Bana inanın" diyordu.
Kafirlerin, bozguncuların, şeytanların oyunlarından ve desiselerinden, fotomontajlardan bahsediyordu.
Mesleki sezgiyle size şunu salık vereyim, bekleyin, birkaç güne kalmaz CÜppeli ile ilgili sansasyonel bir tuzak ortaya çıkacaktır.
Rabbim, tüm müminleri şeytanların tuzaklarından korusun.
Cüppeli Hoca'yı dinledikten sonra kalkıp gidip abdestimi aldım, geldim bu kez aslında hemen her Perşembe akşamları yaptığım gibi, Yasin, Tebareke, Amme okudum. Ellerimi açtım, dua ettim.
Hani herkesin fiks duaları vardır, onları okudum. Sonra dönüp günün önemine binaen özel bir dua ettim. Duam o kadar hoşuma gitti ki, birkez de sesli tekrarlayarak Açun'la amin dedik...
Duam şuydu: Allah'ım zamanın mutlak sahibi sensin. Tüm zamanları bizim için hayırlı kıl. Amin!
Sonra namaz faslı başladı. Namazlarımı kıldım. Derken sıra Açun'un yaptığı güzel aperatiflere, börek, kısır, brokoli salatası ve elmalı kek'e geldi. Onları da yedik, şükürle o nimetleri bize sunan Allah'ı (CC)andık, uyuduk...
Sonra sabah uyandığımda ne oldu biliyor musunuz?
Uyandığımızda anladım ki 2009 artık hiç dönülemeyecek denli geride kaldı. Hüzünlendim elbette...
Geride kalanlar beni hüzünlendirir.