Bu sabah Açun'la birlikte evden çıkıp işe gelirken yolda ona, ikazlardan, birinin beni uyarmasından ve yasak levhalarından nefret ettiğimi söyledim.
Peki ne oldu biliyor musunuz?
Bindiğimiz otobüste bir çocuk, "Bu çantaya basma" dedi.
Sonra aramızda şöyle bir konuşma geçti:
-Çantaya mı bastım?
-Hayır basmadınız ama, basmayın dedim. Dikkat edin.
-Ne demek bu? Basmadan beni nasıl uyarırsınız siz... Var mı böyle bir şey ya? Basarsam ancak, ancak o zaman uyarabilirsiniz.
-Ik, mık...
-İnanılmaz ya... İşe bak, basma, bastım mı, hayır, ee?
İnanılmaz sinir oldum. Yanında annesi vardı çocuğun... Çocuk dediğim de en az benim yaşlarımda biri...
İnsanoğlu bir garip olmuş.
Sonra inip buraya geldim, bir tartışma var ki görmeliydiniz...
"Cumhuriyet'in temellerine dinamit koydular", "Askeri hastaneye girmenin kuralları belli, çarşaflı olan niye girmeye çalışıyor", "Kayseri'de oruç tutmadığı için bir kızı öldürdüler", "Çarşaflılara karışan, laf eden mi var, asıl mini eteklilere laf atılıyor", "İmam-Hatip'e imam olmak için gidiyor, sonra da ben üniversite okuyacaktım diyor. O zaman başından beri düz liseye gitsene de be kardeşim" gibi bir sürü cümle...
Hiç oralı olmadım.
Bana ne ya? Kim Cumhuriyet'in temeline dinamit dökmüşse, kim GATA'ya hasta ziyaretine gidip de kapıdan içeri alınmamışsa, imam olmak için okula yazılırken üniversite okumayı kim tutturmuşsa bana ne...
Di mi ama?
Allah'ım sen büyütsün. Ve sen gerçekten adilsin... Adam olmayanlara neden akıl vermediğini şimdi anlıyorum.
Daha yeni yani...
20 Şubat 2010 Cumartesi
Sabah sabah
Gönderen eski zaman zaman: 02:11
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder