24 Şubat 2010 Çarşamba

Yorgunum

Tatilden döneli kaç gün oldu, bittim.
Enerjim tükendi...
Oysa geldiğim gün o kadar enerjiktim ki, beni gören tüm arkadaşlarım yenilenmişsin, dinlenmişsin, süper görünüyorsun demişlerdi.
Şimdi peki?
Kendimi o kadar yorgun hissediyorum ki... Sabah kalkmakta güçlük çekiyorum. Oturduğum yerde hep uyumak istiyorum. Düşünmek, gitmek, gelmek, içmek, yemek istemiyorum.
Yapmak istediğim tek şey hiçbir şey yapmamaktır.
Hiçbir şey yapmamak (Ya bu arada bu 'şey' ayrı mı yazılıyordu, bitişik mi valla karıştırdım) mümkün mü a dostlar?
Dışarıda birileri darbe peşinde koşarken, üstelik o birileri 70 yaşına geldikleri halde bile bunu yapıyorlarsa, benim gibi bir gence durmak yakışır mı?
Bugün Allah rızası için "darbe karşıtı olma duygumu" biraz daha geliştirmeye çalışacağım.
Bari bunu yapalım değil mi?
Demin toplantıda bir arkadaşımla tartıştım. Toplantı başlarken ben, "Genelkurmay'daki toplantı çok yersiz. Yargıya müdahale gibi algılanabilecek bu türden hareketlerden kaçınmaları gerekiyordu" dedim.
Sonra tartışma çıktı.
Dedi ki, "Generaller içeri alınıp, sorgulanırken onlar boş mu dursalardı?"
Ben de, "Evet" dedim.
Onların işi darbecileri korumak, onlara güç vermek falan değil. Askerlik bambaşka birşeydir.
Eğer generaller içeri alınıp sorgulanmayı çok gurur kırıcı olarak görüyorlarsa o zaman oturup adam gibi görevlerini yapsalardı. Darbe yapmak ya da bu teşebbüste bulunmak askerin görevleri arasında değildir.
Sonra söz gelip, "Sanki darbe iddiaları doğrudur da..." şeklinde irrite olduğum bir teze dayandı.
Ne demek?
Eğer darbe iddiaları doğru değilse, o zaman bunca general, albay, yarbay, teğmen ve astsubay ile, bu kadar kerli ferli adam boşuna mı alındı? Türkiye 2 yıldır bir oyun mu oynuyor yani?
Tabii üzerinde durmaya bile değmeyecek bir zırvaydı. Fazla da üzerinde durmadım elbette...
Toplantı demin bitti.
Anladım ki, darbe karşıtlığı sözkonusu olunca benim naciz bedenim biranda zindelik kazanıyor.
Yaşasın naçiz bedenim. Yaşasın ben! Hoppaa...

0 yorum: