Dün Açun ve kayın validem evde anne-kız vakit geçirirlerken ben fırsattan istifade kendimi dışarı attım.
Aslında bu hemencecik olmadı. Önce yaptığımız unutulmaz kahvaltıyı anlatmalıyım bence...
Yeni aldığımız evin kocaman balkonunda düne kadar sadece bir kez kahvaltı yapabilmiştik Açun'la başbaşa...
Dün ikinci kez kahvaltıyı balkonda yaptık... Güneş, kuşların cıvıltısı... Baharın o enfes havası...
Muhteşemdi. Kahvaltı çok keyifliydi. Açun yine döktürmüştü her zamanki gibi... Allah onu nazardan korusun. Amin!
Kahvaltının ardından dışarı çıktım. Amacım Üsküdar'dan deniz yoluyla Eminönü'ne, oradan da Sultanahmet, Çemberlitaş, Beyazıt'ı takip ederek Fatih'e gitmekti.
Üsküdar'a inmeden önce İstanbul'un en büyük açık otopazarlarından birine yolumu düşürdüm. İki saat boyunca 2. el arabalara baktım.
Doğrusu fiyatlar yeniden yükselmiş gibiydi.
Hani alacağımdan değil de, meraktan işte... Baktığım iki model vardı. Wv. Polo ya da çiftkapılı Audi A3... Bu iki modeli de çok severim.
Orada birkez daha kararımı verdim, araba alacaksam eğer bu iki markadan başkası olmayacak...
Audi ve Wv.'yi Açun da çok seviyor.
Bakalım artık, Rabbim sonsuz kerem sahibidir.
Arabalardan ayrılmak zor geldi. Üsküdar sahile indim, vapurla Eminönü'ne geçtim... Çay içerek boğazı geçmek en büyük keyiflerimden biridir.
Eskiden vapurlarda çay içilemezdi, ancak işletme beltura geçince herşey gibi çayları da süper oldu.
Eminönü'ne gidip kadim yolumu takip ederek Fatih'e gittim. Orada bir saat falan oturduktan sonra geri döndüm. Çünkü tekbaşıma sıkıldım...
Yeniden aynı güzergahı takip ederek eve döndüm.
Dün güzel bir gündü.
22 Mart 2010 Pazartesi
Dün
Gönderen eski zaman zaman: 02:39
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder