Bazı kelimeler bazı insanları anıştırır bende...
Bir şoförüm vardı, bir kelime, "Yalnız" kelimesini çok ilginç bir şekilde kullanıyordu.
Onunla bir ara il dışı bir işe gittiğimizde yol boyunca hayat hikayesini anlatmıştı. Bir gece saçlarının nasıl bembeyaz olduğunu, o gece nasıl kelleştiğini çok dramatik bir şekilde paylaşmıştı benimle...
Gururuna çok düşkün biriydi.
O konuşmalar sırasında öyküsüne üzülmüştüm ama, zaman zaman o kelimeyi kullandığında da gülmemek için kendimi zor tutmuştum.
Anlatıyordu yola bakarak, sıra o kelimeye geldiğinde dönüp, "Yalağuuuuz" diyordu.
Allah'ım o kadar sevimliydi ki...
Bu kelime dilime pelesenk oldu.
Aylarca, Açun'la yaptığımız her konuşmada, ilgili-ilgisiz her yerde, bir köprü oluşturup, "Yalağuuuz" diyordum. İlk önceleri çok hoşuna gidiyordu, ama süreç içerisinde cılkını çıkarınca fena haldı sıkıldı.
O sıkılınca terketmedim elbette... Benim birşeyden vazgeçmem için, başka bir şey bulmam gerekir.
O sıralar melodisi hoşuma giden bir Türküye takmıştım, "Yayladan geliyor..." diye bir nakaratı vardı. Bu nakaratı hep tekrarlıyordum.
Misal Açun, "Nerden geliyorsun?" diye birşey sorsa, "Yayladan geliyor" diye yanıt veriyordum makamıyla...
Bunun da sıktığını artık iyice anlayınca imdadıma kardeşimin bana anlattığı bir şey yetişti. Bizim bir yeğenimiz yeni konuşmaya başlamış... Mübarek, o kadar karizmatik bir çocuk ki, ınga ınga diye ağlayınca hemen önünde ceket ilikleyip elini falan öpesiniz gelirdi.
İşte bu çocuk, ki adı Ahmet Yasin'dir, konuşmaya başlayınca gördüğü herşeyi, "Bu düzzel" deyip istiyormuş... Bizim M.E. de, onun taklidini yapmıştı, orada işte bu cümle, ağzıma sakız oldu. Açun'la her konuşmamızda, ille bir şirinlik yapacaksam, "Bu düzzel" deyiveriyordum. Doğrusu daha önceki takıntılarım gibi bu da ilk başlarda bayağı bir eğlendiriyordu, hem Açun'u hem de beni...
Bir süre bununla idare edince de imdadıma, bizim üst kadı kiralamaya gelen yaşlı bir amcanın kulağıma çalınan bir kelimesi yetişti.
Amca o gün havadan sudan konuşurken, birden "karanlık" kelimesini kullandı. Ama ne kullanmak... İnanılmaz sempatikti. Karanlıktır kelimesini oldukça şirin bir ifadeyle, Qenenuxtır diye telaffuz etmişti. Eminim birçoğunuz bunu okumayı bile bilmiyor, ama Kürtçe işte...
Şimdilerde, Açun mesela, gel dışarı çıkalım, biraz gezmiş oluruz dese, "Qenenuxtır" diyorum, ya da aklınıza gelen soruya bir şekilde bu kelimeyle yanıt veriyorum. Çok eğleniyoruz bu kelimeyle...
Açun sıkılmadı yani henüz...
Bakalım sırada başka ne var?
Tabii ömrümde hep bu türden kelimeler olmuştur. Ben bu türden bir kelime olmasa sıkılırım galiba... İlla ki buluyorum bir tane...
İşte bu kelimelerin tümü, onları ilk duyduğum kişileri hatırlatır bana... Suat Abi bizim şirketten ayrıldı.
Ama onu unutmam mümkün değil...
Yayladan geliyor, türküsünü söyleyen adamı ya da karanlıktır diyen o yaşlı, sevimli amcayı... Bu kelime ne vakit karşıma çıksa, belleğimde bu kelime onların fotoğrafını hemen karşıma çıkarıverir.
İşte bu kelimelerden biri de "Hayallemek"... Aslında uyduruk bile sayılabilir ama, bu kelimeyi ilk kez bir mailde görmüştüm.
Dikkatimi çektiği için unutmamışım işte... Bu gün bir yerde bu kelime yeniden karşıma çıkınca, beynimde bir anda o kelimenin hatırlattığı kişinin fotoğrafı canlandı. Silik bir fotoğraf...
Bir ara size ortaokulda öğrendiğim "empoze" ve başka bir kelime ve o kelimeler etrafında şekillenen ilginç ve çarpıcı öykümü anlatacağım. Bekleyin biraz daha...
25 Mart 2010 Perşembe
Kelimeler
Gönderen eski zaman zaman: 06:43
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder