2 Mart 2010 Salı

Tatil2

Elazığ aslında Harput'tur.
Harput'u çıkar, geriye pek birşey kalmaz gibi... Biz de ilk iki gün dinlendikten sonra soluğu Harput'ta aldık...
Urartu'nun bir dönem merkezi yerlerinden biriydi. Urartulardan sonra kesintisiz bir şekilde bulunduğu bölgenin en önemli yönetim merkezlerinden oldu burası...
O nedenle ilkçağdan, orta ve modern çağa kadar; Hristiyan ve İslam medeniyetine dair çok büyük bir kültür birikiminden izler bulmanız mümkün...
Yüksek, sarp bir tepenin üzerine kurulu kalesini gezerken insan kendini zaman tünelinde gibi hissediyor.
Dehlizler, zindanlar, kralın selamlama kulesi ve uçurumlarıyla muhteşem bir yapıydı. Oradan baktığınızda koca Elazığ ovası, Keban ve Fırat ve arka fondaki karlı dağlar kartpostal gibi bir görüntü sunuyor size...
Orada hayli zama geçirdikten sonra Artuklulardan kalma hamamları gezdik... Fakat beni en çok etkileyen de Ulu Camii oldu. Ulu Camii'nin çok ilginç, tıpkı İtalya'daki Pizza Kulesi'ni andıran, eğik geometrisi olan bir minaresi var. Zaten o minareye de Harput'un Pizza Kulesi dediklerini orada canlı bir şekilde müşahade ettik.
Minare bu haliyle çok tatlı, çok sevimli görünüyordu.
Caminin içi de olabildiğince sade ama görkemli... Orada kıldığım namazın tadı damağımda kaldı desem yeridir.
Fakat bütün bunların hepsi bir yana da...
Ulu Camiiyi özel kılan, caminin mihrabına denk gelecek şekilde, dış bahçede secdeye duran o ağaçtı. Tıpkı insan gibi bu ağaç da kıbleye dönmüş elleri ve dizleri üzerine secdeye durmuştu.
Gördüğümde küçük dilimi yutacak gibi oldum. Dakikalarca hayretler içerisinde izledim o ağacı...
Harput ilim irfan merkeziydi. O nedenle mezarlıklarına baktığınızda, orada medfun yüzlerce alim ve Kadiri Şeyhini görmeniz mümkün...
Çok sayıda türbe var.
Onları gidenler görür, burada ayrıca yazmaya gerek yok... Elazığ, Harput'un dizinin dibine kurulmuş gibi...
Harput'un tepesinden baktığınızda Elazığ'daki tüm evleri sokak sokak görebilirsiniz. Orada gezerken o tarihi sokaklarda gözlerimiz zaman zaman modern Elazığ'a kayıyor.
İnsan iki ayrı çağı, modern ve eski/kadim çağı; daha doğru deyimle taş ve beton çağını birarada görünce tefekküre dalmaktan kendini alamıyor.
Gittiğimizde Elazığ olabildiğine sıcaktı. Ama Harput her zaman estiği için üşümüştük doğrusu...
Güzel manzarasına uyup kebaplarının da güzel olduğunu sandığımız bir yerde, hayatımın belki de en kötü kebabını yedikten sonra şehre indik...
O gün bol bol fotoğraf çektirdik... Bir ara fırsatım olursa burada belki bazılarını yayınlayabilirim.
Ez cümle: Harput gezimiz tatilin en güzel detaylarından biri olarak yer etti hafızamızda...

1 yorum:

Ali dedi ki...

oralardan hic fotograf yok mu?