Dün Müdür bey geldi.
Bana, "Neye karar verdin?" diye sordu. Anladım ki, benim kalmaya ikna olacağımı bekliyor.
Çıkışımın verilmemesinin bununla ilgili olduğuna artık eminim... Ben de, "Kararım hala aynı, gitmek istiyorum" dedim. Öyle kaldı...
Yani onları da anlıyorum dogrusu... Benim gibi yetişmiş, işinde uzmanlaşmış birini kaybetmek istemiyorlar.
Çünkü ben gidersem yerime biri alınacak... Hani çok mütevazi olmak istemem ama, gelen birinin benim boşluğumu doldurması biraz imkansız... Elbette o da kendince bir boşluğu dolduracaktır, ama benim bıraktığım boşluğu doldurması biraz imkansız gibi görünüyor.
Neden mi?
Çünkü benim uzmanlık alanlarıma sahip kişi sayısı çok az... Varsa bir iki tane, onlar da bütünüyle angaje tiplerdir. Hani bana, uzmanı olduğum alanla ilgili pek iş yaptırılmasa bile her an görüşüme başvuruluyordu.
Örneğin dün, benim yapmam gereken bir işi başkasına yaptırdılar. Bugün anlaşıldı ki, en önemli detayı atlamış o çocuk...
Önemli olan iş yapmak değildir. Önemli olan çok önemli detayları atlamamaktır. İşte ben bu noktada çok önemli bir rol üstleniyordum.
Kendi alanımda hiç mi detay atlamadım. Elbette atlamışımdır. Ama dünkü işte, eğer ben yapsaydım kesinlikle focuslanacağım ilk şey, atlanılan o detaydı.
Neyse...
İşte bütün bu nedenlerden dolayı sanırım işten çıkmam istemem biraz sürüncümeye bırakılıyor.
Bekliyorlar...
Hani belki bir kez daha vazgeçerim diye...
Kaç zamandır bu soru beynimi kemiriyor. Acaba vazgeçmek daha mı doğru olur. Biliyorum çok kötü bir soru ve pozisyon itirabiyle bu sorunun beni ittiği nokta çok da güzel, onurlu bir nokta değil... İnsan kendi kararında sabit durmalıdır. Ben hep öyle oldum.
Bazen aldığım kararlar çok canımı acıttı. Bazılarında çok pişman da oldum, kimi zaman kendime bile itiraf edemesem de...
Ama asla vaçgemedim. Vazgeçmem.
Buradaki şeyin ilkeli olmak, tutarlı olmakla falan çok ilgisi yok... Ekonomik olarak kazançlı çıkmak ya da çıkmamak gibi bir durum sözkonusudur. Ben, gemileri yakıp giderken zararlı çıkmak istemiyorum. Kârlı çıkmak gibi bir derdim de yok doğrusu... Asgari haklarımı alayım, gideyim. O kadar...
Tabi şurada bazı detayları paylaşmadığım için sanki durumum kötü, köşeye sıkıştım, çıkmazdayım gibi bir bir görüntü ortaya çıkıyor. Arkadaşlarım arayıp sorunca farkediyorum bütün bunları...
Şunu söyleyeyim: Hergün işime geliyorum. Bundan bir yıl önce benim için burası nasıl idiyse hala öyle... Şunu da söyleyeyim: Herkese yüzde 6-8 arasında zam yapılırken bana daha 3 ay önce yüzde 30 oranında zam yapıldı. Bugün istesem, bana vaadedilen ed... pozisyonuna geçerim. Şuanki halim, başka meslektaşlarım açısından arzunalacak bir haldir.
Ama heyhat, mutlu değilim burada...
Heyecanımı yitirdim anlatabiliyor muyum? Değişiklik yapmak istiyorum. Başka bir yere gitmek, orada çalışmak istiyorum. İngilizcemi ilerletmek, gezmek, free biri olmak istiyorum. Anlatabiliyor muyum?
Bunları burada yapmanın imkanı yok maalesef... Çünkü bütün bunları yapabilmem için öncelikle yeniden heyecan duymam ve mutlu olmam gerekir.
Ama değilim işte...
Burada benim açımdan herşey rutine bindi. Artık istesem de bu rutinim değişmeyecektir.
Anlatabiliyor muyum?
14 Temmuz 2010 Çarşamba
İkna mı?
Gönderen eski zaman zaman: 01:34
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder