Açun bugün izinli...
Bize çok güzel yemekler yapacaktı. Ancak neden sonra bu sıcakta kendini yormasına bir türlü vicdanım elvermedi.
Onu Beyazıt'a davet ettim... Hatta şöyle oldu, ben tam davet edecektim ki, sürpriz istek ondan geldi. Dedi ki, "Beyazıt'a gitsek mi?"
Elbette...
Bu akşam Beyazıt'a gidiyoruz. Ramazan şenlikleri oraya taşınmış... Dün haberde izledim, kimse pek memnun değil gibiydi. Herkesin dilinde, "Ahh nerde o Sultanahmet etkinlikleri..." türünden cümleler vardı.
Doğrusu Sultanahmet de son yıllarda iyice bozulmuştu. Sucuk, döner olayına dönmüştü iş... İyiki oradan kaldırıldı.
Ama hiç unutmadığım, unutamayacağım Sultanahmetli günler yok mu, var tabiki... Açun, ben ve Mehmet Emin'le gidip o soğukta, kar yağıyordu üstelik, sıcak sahlep içtiğimiz yıllar öncesinin o güzelim Sultanahmet'ini hiç unutmadım.
Ne kadar mutluyduk o gün...
Umarım aynı mutluluğu bugün de yaşarız.
Ama hala Açun'a nerede iftar ısmarlayacağıma karar veremedim. Yaz ve sıcak olunca doğrusu tıkanıyorum. Çünkü benim en iyi anladığım şey kebap ve türevleridir. Ama yaz sıcağında da kebap yenilmez ki...
Şöyle acı biberleri yaptığın et dürümlerine sarıp yemedikten sonra neye yarar ki... Sıcak, nem ve acı...
Herhalde su kaybından gider insan bu durumda...
O nedenle kebap alternatifi dışında birşeyler düşünüyorum.
Herkese hayırlı ramazanlar.
14 Ağustos 2010 Cumartesi
Bu akşam
Gönderen eski zaman zaman: 05:13
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder