Geçenlerde bir arkadaşım bizdeydi. Uzun yıllar birlikte aynı evde kaldık... Söz uykudan açılmışken aramızda şöyle bir diyalog geçti:
-Yine eskisi gibi izin günlerinde deliksiz 17-18 saat uyuyor musun?
-Hayır ya, nerdee... Sekiz saati bile zor uyuyorum. Sanırım yaşlandım, ondandır.
-Ondandır emin ol... Yıllar yılı, annem ile babam bu kadar erken nasıl kalkıyorlar diye düşünüp duruyordum. Yaşlanınca anladım. Yaşlandıkça vücut hemen yoruluyor, fazla yüklenemiyorsun. Anında frenliyorsun kendini... Yorulunca da hemen dinlenmeye alıyorsun kendini... Ama gençken yorulduğunun farkında olmadığın için vücut ancak uyku moduna geçince dinleniyor. Ne kadar ihtiyacı varsa o kadar durma moduna alıyor kendini...
-Haklısın inanki... Hiç böyle düşünmemiştim. Eskiden İstanbul'da sabahtan akşama kadar dolaşırdım. Üstelik bunu yaparken de deli gibi sigara içer, bana enerji verecek şeyler de almazdım ama yine de bana mısın demezdim. Şimdi Açun'la bir gezelim diye dışarı çıkıyoruz, üç adımda yoruluyorum. Çoğunlukla geri dönüp eve geliyoruz. Tabi vücut yorulmadığı zaman uyuyamaz da...
-Öyle...
-Öyle... Ee başka ne var ne yok, iyi misin?
-Valla dostum pek iyi değilim. Artık yaşlıyım. Yaşlılık da iyi değildir.
-Ya yapma Bilal, yapma... Bak kendimi şimdi hüzün denizine atarım, ne sen beni kurtarırsın ne de başkası...
-Tamam kapatıyorum konuyu, doldur... Bu seferki biraz koyu olsun, tamam mı?
-Tamam.
7 Ağustos 2010 Cumartesi
Uyumak
Gönderen eski zaman zaman: 01:46
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder