Oturuyorum.
Son iki gündür çok yoğun bir iş akışı var. Bir rüya gördüm, onu bile yazamadım iyi mi...
Sanırım merak edenler var.
Anlatayım. Bütünüyle kendimle ilgili bir rüyaydı. Köyde, ağabeyimle birlikte bir hazine bulmuştuk. Ama o kadar sevinmiştik ki...
Uyandığımda hazine bulmamızdan daha çok, o mutluluk beni mutlu etmişti.
Durum bundan ibarettir.
Evet...
Şu blog olayı var ya gerçekten inanılmaz bir şey... Herkes birşeyler yazıyor, ama kim kimdir, bilmiyorsun.
Misal Açun... Takip ettiği bloglar o kadar çok ki... Toplasan listesine aldığı bloggerlar arasında şahsen tanıdığı en fazla 2-3 kişidir.
Ama listesi dolu dolu...
Bu blog dünyası böyle birşeydir işte, kimin kim olduğundan çok, kimin hangi öyküye sahip olduğu ve kendisine dair ne anlattığıdır önemli olan...
Benim takip ettiğim bloglara baktığımda merak ettiğim şey gerçekten de kişisel serüvenleridir.
Hayatı dışardan izlemeyi seviyoruz. Bir filmi, bir diziyi, bir romanı sevdiğimiz gibi...
Ama ilginç değil mi?
Bazı bloglar var, kendimden çok şey buluyorum onlarda... Bazıları sanki benim ardaşımmış ya da bir tanıdığımmış gibi gelir bana... Birgün olsun, onlara, "Yahu bu sen misin?" diye sormak aklımın ucundan bile geçmedi. Niye peki?
Çünkü büyünün bozulmasını istemiyorum.
Blogun belki de en güzel tarafı, bu gizemin kendisidir. Ortada bir hayat var ama, o hayat kime ait bilmemek, belki de güzel olanı bu...
Bazen düşünüyorum da... Hani sevmediğiniz insanlar vardır, ya bloglarını ve serüvenlerini, yazdıklarını, hayatlarını vs. sevdiklerimden biri, gerçekte hiç sevmediklerimden biriyse?
Sahi nasıl olur bilmiyorum.
Misal Açun ya da ben... Büyük bir keyifle izlediğimiz bir blogun aslında, gerçek hayatta pek işimizin olmayacağı birine ait olduğunu öğrensek yine takip eder miyiz?
Ya da bunu öğrendiğimizde yaşayacağımız şey nedir, hayal kırıklığı mı, kızgınlık mı, başka türlü bir şey mi?
Bilmiyorum.
Blog tutmak, yazmak güzeldir nihayetinde...
30 Temmuz 2009 Perşembe
...
Gönderen eski zaman zaman: 01:12
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder