20 Haziran 2009 Cumartesi

Dün

Dün gece saat 22'de bir arkadaşımla görüştüm.
Aynı mahallede oturuyoruz.
Üniversitede aynı gruba takılıyorduk. İyi bir dostumdur.
Kendisi Adıyaman'a gitmişti. Dün geldiğinde beni aradı, görüştük... Üniversiteden mezun olup da memleketine dönenlerden bahsetti. Bazılarını ben de tanıyordum.
Hepsi istisnasız inanılmaz servetler edinmiş, mükemmel paralar kazanmışlar.
Hakikaten öyledir.
Bizim sınıftan da memlekete dönüp ticaretle uğraşan, avukatlık vb. işleri yapanlar cidden fena paralar kazandılar.
Bir sınıf arkadaşım şuan çok iyi bir müteahhit... Çalıştığım şirketin CEO'su kadar aylık geliri var.
Allah daha da versin.
Arkadaşım kendi arkadaşlarının durumunu görünce, "Acaba ben de memlekete dönsem mi?" diye sordu.
Şuan üzerinde çalıştığı dev bir proje var. Milyon dolarlık bir proje... Onu tamamlayıp dev bir şirkete satmak istiyor.
Şuan çalışmalarında sona geldi.
Aramızda şöyle bir konuşma geçti:
-Bu bütünüyle beklentilerinle ilgili bir konu... Eğer daha dingin, daha paralı bir yaşam sürmek istiyorsan var git. Orada ne kazanırsan elinde kalır. Bereketi var o toprakların... Ama kazandıklarını biriktirmek ve bunlardan servet yapmaktan daha önemli amaçların varsa biraz daha düşün.
-Mesela sen neden gitmedin?
-Ben yaşamak istediğim yerde, dilediğim bir hayatı yaşamak için gitmedim. İstanbul'u seviyorum. Bu kentte yaşamayı, hergün Süleymaniye'nin slüetini görmeyi, Beyazıt Kulesi'ne, Sultanahmet'e uzaktan bakabilmeyi, Marmara'ya dokunmayı, martı sesini seviyorum. Bazen Haydarpaşa'ya gidip oradan denizi izlemeye bayılıyorum. Kızkulesi'ne yakın olmak duygusu, Bebek, Ortaköy, Üsküdar ve Adalar'ı seviyorum.
Buradaki camileri, kliseleri, Galata'da oturup bir çay içmeyi; Sultanahmet'te köfte yemeyi, Çemberlitaş'ta nargile içmeyi, Yenicami'deki güvercinleri ürkütmeyi, Mısır Çarşısı'nı, Kapalıçarşı'yı, Nuri Osmaniye'nin bahçesini seviyorum.
Beyazıt Meydanı'na çıkarken İÜ'nün o tarihi kapısını görmeyi ve de...
Kazanacağım hangi para, bu sevdiğim şeylere bu kadar yakın olmaktan daha önemlidir, söyler misin? Kaldı ki bu topraklar benim aşkı tanıdığım topraklardır. Terketmek kötüyse, bu aşk diyarını terkmektir işte...
-Haklısın. O arkadaşların çok parası var. Ama hiçbirisi Galata'ya gidip bir akşam saatinde çay içebilme saadetine sahip değil.
-Yani...

Ve konuşmamız böyle bitti. Tabii ben İstanbul'u sevme nedenlerine dair çok daha fazla şey sıraladım. Hepsini yazmaya gerek yok...

Seviyorum bu kenti...

0 yorum: