9 Eylül 2008 Salı

Aç kalmak ve kahkaha üzerine...

O kadar açım ki bugün bir nedenle aç kalma ihtimalimiz bile var:) Çünkü keyfine pek düşkün, evlendiği güne kadar annesinin elinden yemeğini yiyen Asu'nun evine, üstelik de son dakikada davetli olduk.
Açun ile Asu, çalıştıkları işyerinde yapışık ikizler olarak bilinirler. O nedenle onlar bir işe karar vermişlerse biliyorum ki itiraz etmek pek mantıklı bir iş değildir.
Açun aradı, Asu davet ediyor, farz falan dedi. Benim aklıma ilk olarak ne kadar aç olduğum ve aç kalma ihtimalim geldi.
Dedim ki, "Ya biz oraya gidersek bak aç kalmayalım sonra? Bari birgün öncesinden falan planlansaydı da, en azından bir hazırlık yapardı" dedim.
Açun da, benim bu söylediğim şeydeki latifeyi anladığı halde arkadaşı adına biraz alındı ama neyseki yüreğime su serpti. İftarı birlikte yapacaklar...
Haydi bakalım kızlar, bakalım da ne yapacaksınız...
Akşamı iple çekiyorum. Acaba başka bir yolu yok mu ya, hep iple mi çekiliyo bu akşamlar?
Ne bileyim yani, belki başka bir alternatifi vardır. Hani vinçle çekmek gibi... Iıığğğğ, çok kötü bir espiri oldu değil mi?
Lütfen kusura bakmayın.
Açım.
İşin ilginç tarafı bu açlık hissi beni inanılmaz mutlu ediyor. Çünkü en son çocukluğumdaki ramazanlarda böyle acıkıyordum. Allah'ım o ne saatlerdi öyle, bir türlü geçmek bilmezdi. Gidip bir saat dolaşıp geliyordum, bi bakıyordum saate sadece 5 dakika geçmiş:)))
Bakın bu süper bir espiri oldu. Lütfen gülün ama...
Öyle işte... Açlık beni çocukluğumun ramazanlarına götürdüğü için mutlu oldum. Bu da Allah'ın bir hikmeti olsa gerek...
Ya da yoksa ben polyannacılık mı yapıyorum?
Bilmiyorum.
Ben ciddi bir fıkra anlatma özürlüyüm. Aslında özrün nedeni belli, kendi dilimde anlatırken çok iyi anlatıyorum da sözkonusu olan yabancı dilde anlatmak olunca pek başarılı olduğum söylenemez.
Bugün iki ayrı fıkra öğrendim.
İlkini öğrendikten sonra bir arkadaşımı aradım, istedim ki ona anlatayım birlikte gülelim diye...
Ben anlattım o gülmedi, ben de üzülünce o ikimiz gülelim diye başka bir fıkra anlattı, bu ikincisini de öyle öğrendim.
Sonra Açun'u aradım. Önce ilk öğrendiğim fıkrayı anlattım, gülmedi. Ben kahkaha attıysam da gülmedi.
Büyük bir hayal kırıklığı içinde ikincisini anlatmak istediğimi söylediğimde şefkatle haydi anlat dedi. Ben henüz anlatmadan o kendini çooooktan bir kahkaha atmaya hazırlamıştı. Anlatınca katıla katıla güldü. Ben de sevindim.
Hani bir laf var ya, çok severim, 'Yalan da olsa seni seviyorum de' diye...
Açun yalandan gülse de, ben mutlu oldum işte...
Size de anlatayım mı?
Kalsın bence...

0 yorum: