2 Eylül 2008 Salı

Ramazan

Dün ezan okunduğunda ben hala pide alıyordum. Pide alıp eve gittiğimde Açun olabildiğine bitkin bir halde beni bekliyordu.
Normal koşullarda hiperaktif biridir ancak onu bu şekilde sakin görünce doğrusu korktum. Acaba neden böyle?
Sordum elbette, "Hiiçç" dedi. Sonrasında da yorgun olduğunu söyledi... Tabii bütün gün işte çalışıyor, sonra eve gelip bir çırpıda iftar hazırlamak kolay değildir.
Onun hakkını nasıl ödeyeceğimi vallahi bilmiyorum. Hakkı ödenmez, mümkün değil...
Sonra yemek yeyince bi baktım Açun'un yüzüne renk geliyor. Yemek faslı bitti. Namaz vs. derken çay faslına geldiğimizde o eski Açun geri dönmüştü.
O kadar mutlu oldum ki bu duruma...
Bu akşam işten 10 dakika erken çıkacağım. O zaman iftardan en az 5 dakika önce evde olmuş olurum. Gidince sparişleri de unutmamam lazım.
Bu arada bu akşam eğer vakit bulabilirsek Sultanahmet'e gidelim istiyorum. Bakalım Açun da okey derse, Sultanahmet'e gideriz. Ramazan şenlikleri bir başkadır İstanbul'da, özellikle de Sultanahmet'te...

0 yorum: