Sigarayı terkettikten sonra uzun süre ağzıma hiçbir şey almadım. Fakat hayat bana çok anlamsız geldi bir ara... Yani hicbir keyfim yoktu.
Nargileye sardım.
Nargile de ancak ahbabıyla içilebilen bir şeydi. Geçtiğimiz aylar hakkın rahmetine yürüyen çok sevgili arkadaşım tam bir erbabtı, onunla o mereti içmenin tadı da, keyfi de bir başka oluyordu.
Daha önce yazmıştım. O nedenle ne o günleri yazmaya ne de artık küllenmeye başlayan bir acıyı yeniden tazelemeye gerek yok...
Bir sızı olarak kalsın öylece... Rabbim rahmetiyle muamele etsin!
Sonra...
Hayatımın en sahici keyiflerinden biri olan puro ile tanıştım. Puroyu o kadar çok sevdim ki, benim için sıradanlaşmasın diye bir içtiğimde, bir daha içme süresini yapabildiğim kadar açtım.
İyice özlemedikten sonra asla içmiyorum.
Bazen iki ayda bir, bazen 4 ayda bir içiyorum.
Bugün içesim geldi.
Aldım bir havana purosu (kalitelisinden) gidip önce güzel bir yemek yedim. Sonra da çayımı istedim. Bir ayin gibi usulca puromu yaktıktan sonra içmeye başladım.
Puro bana göre en güzel açık havada içilir.
Bir sen içeceksin, bir de rüzgar... Onu ateşlemek senin işin olacak, söndürmeye çalışmak rüzgarın. Böyle karşılıklı içip bitireceksiniz o puroyu...
Güzel, çok güzel düşler eşliğinde içtim. İçime çekmeden önce damağımda ve genzimde onun kokusunu hissetmek hoşuma gidiyor.
Bir daha ne zaman içerim bilmiyorum. Belki birkaç ay sonra...
Aslında tatile gittimizde bir paket alayım diyorum. Açunla çıktığımız gezilerde içerim çay eşliğinde...
Bakalım onu ikna edebilecek miyim?
Bugün mutluydum. Kalbime güzellik veren, beni nedensiz bir sevinçle böyle mutlu eden Allah'ıma, güneşe ve puromda bana eşlik eden o rüzgara teşekkür ediyorum.
Teşekkürler!
26 Mayıs 2009 Salı
Puro
Gönderen eski zaman zaman: 07:12
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder