Bu uykusuzluk artık başa bela oldu.
Bu gece yine saat 3'te uyandım bir daha da uyuyamadım. Uykumu alamadığım için de başım ağrıdığından sersem gibiyim.
Sersemliğimden yatağa yapışık duruyorum öylece... Düşünmek de zaten fazlasıyla yorgun olan beynimi o saatlerde daha fazla yorduğu ve dahası baş ağrısını daha bir çekilmez hale soktuğu için de, pek yaptığım bir şey değildir.
Tabii ben düşünmeyince, düşünceler yarı hayal, yarı rüya şeklinde tezahür ediyor. İnanılmaz şeyler görüyorum.
Dün mesela sürekli elimdeki kurşun kalemle Açun'a işkence yapıyordum.
Önceki akşam bir arkadaşımla bir dağa tırmanıyorduk, o uçurumdan uçuyordu.
Ondan önceki gün de, bu kez ben ölüyordum. Ve kendi kendime, 'Biraz erken olmadı mı?" diye sorup duruyordum. Ölümüm aklım sıra erkenmiş... Beni o durumda hayıflandıran tek şey de bu olmuş. Ne ilginç değil mi?
Bu gece de henüz ne gördüğümü bilmiyorum. Çünkü ben genelde gördüğüm rüyaları, hayalleri, hafakanları ancak birgün sonra hatırlayabiliyorum.
Bugünki beynim bir sonraki gün uyanacak herhalde, o nedenledir belki de...
Öyle!
Şimdi psikolojik durumum fena değil. Aklım falan yerinde... Ama böyle devam ederse, böyle devam etmez değil mi?
Biri bana yardım etsin.
Acaba Burhan Altıntop'un aldığı o maskeden mi alsam. İşe yarar mı?
Buhran abi, bu akşam onunla tek ortak noktamız olan uyku sorununu işleyecek. İzleyeceğim.
Buhran abi ne olur bir çözüm bul bu sorunumuza ya? Sen ki Nişantaşı çocuğusun, idare müdürüsün. Dee mi laa?!?
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Uykusuzluk
Gönderen eski zaman zaman: 02:42
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder