Açun'un önceki gün yazdığım blogla ilgili yorumu şu oldu: "Ayy canııım, marmelatını mı yediler kuzumun!"
Yani aslında bakıldığında durum öyle görünüyor. Marmelatımı yediler...
Ama mesele marmelat değil ki, orada o marmelatın ve balın neden gönderildiği konusu benim için önemliydi.
Annem ve babam benim için endişe etmişlerdi. Ve kendilerinin içini rahatlatacak bir tasarrufta bulunmuşlardı.
O nedenle de bu benim için önemliydi.
Ve ben o marmelat ile balın benim için, ilaç niyetine gönderildiğini söylemiştim o kara kadına...
O da onları, tam da o nedenle kendi oğluna yedirmişti.
Yani benim canım cehenneme demek oluyordu bu... Ben de cehennem oldum gittim zaten. Ne işim vardı ki onların yanında...
O arkadaşa ömrüm boyunca hep yararım oldu. Benden sonra uzun bir süre işsiz kaldı. Ben yine kendi referansımı kullanarak, rüyasında bile göremeyeceği bir şey yaptım ve onu kendi iş yerime aldırdım.
Aldırdım da ne oldu?
Bir gün annesi, kızı ve eniştesi bizim buraya yakın bir kafeye gelmişlerdi. Arkadaşım da gel birlikte çaya çıkalım hem sana sürprizim var demişti. Gittik... Aman Allah'ım kabus!
Dilbey Teyse de oradaydı.
Beni görünce ne dedi biliyor musunuz?
Aynen aktarıyorum?
-Aaa, senin ne işin var burda? Bu yakınlarda bir yerde mi çalışıyorsun?
-...an'da çalışıyorum. F..'yi de ben buraya aldırdım, haberiniz olmadı mı?
Sonra da arkadaşıma döndüm ve, "Aşk olsun, biz seni refere ediyoruz ama sen annene bile bunu söylememişsin. Üzüldüm!" diye takıldım.
Şaka gibi söylesem de, aslında anlayan anladı.
Dilber Teyseee simsiyah kesildi.
Oğlu da öyle...
O güne kadar hep alttan almıştım o kadını... Ama artık saldırı sırası bana gelmişti. Beni acaba salak yerine mi koyuyordu?
Oysa ben onun o zavallığına hep üzülmüş ve o nedenle de kendisini hep affetmiştim. Ama artık hayır... Bitti.
Dilber Teysee bir anda değişti, Açun'la falan tanışmak istediğini söyledi. (İç ses: Asla ve kat'a! Sen kimsin ki Açun'la tanışacaksın?)
Çok fena vurmuştum kendisini... Bir anda bütün çocuklarının yanında, kıskançlığına yenilmiş olmanın acısını yaşattım ona...
İnsan oğlunun en yakın arkadaşını neden kıskanır ki?
Bir anne neden bunu yapar ki?
O bunu yaptı, ben de onu fena halde acıttım.
Arkadaşım için de üzülmedim ayrıca... Annesinin bu kıskanç, bu çekemez, bu haris halini görmeliydi. Görmedi.
Valla kimsenin yanına bırakmadım hiç... Elbette hesaplaşmadığımız kişiler var ama, onların bazılarıyla mahkeme-i kübrada, bazılarıyla da Allah ömür verirse dünyada hesaplaşmayı düşünüyorum.
Beni acıtan, beni üzen, beni mutsuz edenleri affetmeyeceğim. Affetmedim de...
20 Ekim 2008 Pazartesi
Marmelatım!
Gönderen eski zaman zaman: 01:50
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder