Yaşadığım her acının, içimi acıtan her olayın, her olgunun duygu dünyamda bir şarkısı vardır.
Filistin'deki çocukları izlerken beynimde "uçurtma uçuramayacak olan bir çocuk" canlanıyor. Her çocuk ölümünü, "Uçurtma uçuramayacak artık" cümlesiyle açıklıyorum kendi iç dünyamda...
Evi vurulan her anne benim için, "Penceresiz kalan bir gencin" annesidir.
Pencere ve uçurtma...
Biri özgür dünyanın kapısı, diğeri özgür dünyanın kendisidir.
Sabah iş yerine geldiğimde Filistinli çocukları, evsiz kalan anneleri düşündüm. Düşünürken de dilimin ucuna bir şarkı gelip yerleşti.
Söyledim önce... Sonra dinledim. Üzüldüm, hüzünlendim!
Gazze'nin bir göğü var mıdır acaba?
Kuşların uçtuğu, uçurtmaların uçurulduğu bir seması var mıdır?
Gazzeli çocuklar göğün mavisini biliyorlar mıdır?
Yoksa bildikleri tek renk hüzün müdür?
Varsa bir gökleri sevemez o çocuklar... Çünkü o gökten onların üzerine ölüm yağıyor hergün. Acı, bir uçurtmanın kanatlarına yapışıp onların evine düşüyorsa onlar sevebilir mi gökyüzünü?
Gökkuşağını, göğün yedi rengini de bilmiyor o çocuklar...
İsrail'in bombaları onları evlerinin en ıssız köşelerinde gelip bulduğu için onlar sobelemeyi de bilmiyor.
Hele evcilik oyununu hiç sormayın!
Telli duvağı olmayan bir annenin çocuklarıdır onlar!
Onlar penceresiz kalan çocuklardır.
Uçurtması tel örgülere takılmıştır onların da...
Ve bir gençlikleri yoktur.
Çünkü ölürse bebekler, büyüyemezler. Bunu en iyi onlar biliyordur!
O çocuklar ve anneleri için:
13 Ocak 2009 Salı
Penceresiz kalmak
Gönderen eski zaman zaman: 23:41
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder